Rusça, Bulgarca ve Ukraince İletkelerden Seçmeler - 16

Gündeme ilişkin haftalık haber toplusunda aşağıdaki hususlar işlenmektedir:

1. Rusça, Bulgarca ve Ukraince iletkelerden yorumsuz kısa çeviriler,

2. Gerekli göründüğünde “Katkı” başlığı altında yorum ve çözümlemeler,

3. Gerekli göründüğünde “Diğer Diller” başlığı altında kısa çeviriler,

4. Gerekli göründüğünde “Gündem Dışı” başlığı altında kısa çeviriler ve

5. Ek görseller eklendiğinde “Görseller” başlığı altında görsellerin çözümlemeleri.

Toplu İletkeler, Haftalık Gündem, Çarpıtma, Algı Yönetimi, Kamuoyu

KIRIM TATAR ENTELEKTÜELLERİNDEN 38’İ STALİN’İN EMRİYLE VURULDU

 

17 Nisan 1938’de, Akmescit’te (Simferopol), Stalin'in emri üzerine, NKVD subayları, Kırım Tatar aydınlarının 38 önemli temsilcisini vurdular. İcraattan önce, Çekistler 20 dakikadan uzun sürmeyen sahte mahkeme duruşmaları düzenlediler. Vurulanların bazılarının adları şöyle: yazar ve etnograf Hasan Sabri Ayvazov, sanatçı ve Bahçesaray Müzesi müdürü Hüseyin Bodaninski, yazar Cafer Gafarov, yazar İlyas Tarhan, çevirmen ve Kırım devlet yayınevi başkanı Abdülkerim Cemaledinov, gazeteci ve tiyatro eleştirmeni Mamut Nedim, yazar Ömer İpçi, yazar, bilim insanı ve öğretmen Osman Nuri-Asanoviç Akçoraklı, şair ve öğretmen Abdullah Abileviç Lyatifzade, … Kaynak: bkz. 

 

 

 

RUSÇA İLETKELER

 

1. Gazeteci Vladimir Pozner: “Rusya ve ABD arasındaki çatışmadan kimin yararlanabileceği üzerine”

Benim bir arkadaşım var, adı Brian Kahn, o bir Amerikalı, Montana’da yaşıyor. Bizim “Tekkatlı Amerika (Одноэтажная Америка)” filmimizi anımsıyorsanız, bu filmde o, “Amerikanın sesi” olarak etkin bir rol oynamıştı, bu rolde o bize bizim Amerikalıları anlamadığımızı açıklamıştı. Dün ben ondan bir e-mail aldım. Brian bana şunu yazmış: “Fransa’nın yardımıyla ABD ve Rusya ‘nükleer mermi’den kaçabildi. Ama biz hepimiz anladık, kimyasal bir silah kullanımı eyleme geçirecek.” Bundan sonra bir şey aklıma geldi. “İslam Devleti” ya da “el-Kaide”, ya da “Taliban”ın (bunlar, Rusya’da yasaklanmış terörist örgütlerdir) yerinde olsaydım, ya da bunlara benzer başka bir şey olsaydım, bundan daha harika bir fırsat bulamayacaktım. Herşeyden önce, eğer sinir gazı ya da buna benzer bir şey bulup Esed’in Batı-destekli muhaliflerine karşı Suriye’de biryerde kullanabilseydim, o zaman benim en ölümcül düşmanlarımı yakabilecektim: Ruslar ve Amerikalılar. Amerikalılar bunu Rusların yaptığına karar verecek ve aralarında silahlı bir çatışma çıkabilecek. Onlar birbiriyle “Kutsal Yüce” için savaşacaklar. Bu düşünceyi önemli görüyorsanız, paylaşın. Ben öyle yapıyorum. Biyolojik ve kimyasal silah bulup kullanmak zordur, ama nükleer silah bulup kullanmaktan daha kolaydır. Başarılar. Kaynak: bkz. (16 Nisan 2018) 

 

Katkı: Yazı ve yazıdaki düşünce öyle işlenmiş ki, sanki Suriye’deki “esas mağdurlar” ABD ve Rusya Federasyonu olarak gösterilmiş.

 

2. “Rusya’da anadillere karşı bir yasa yok”

“Rusya’da anadillere karşı bir yasa yok” (Нет закону против родных языков России) adlı girişimin Rusya’da farklı anadillerde eğitimin önünü açmak için başlattığı imza kampanyası, 3 günde yaklaşık 2,000 imzaya ulaştı. Hedef, 2,500 imzadır. İmzalar Rusya Federasyonu Devlet Başkanı, Vladimir Putin’e gönderilecektir. Kaynak: bkz. (18 Nisan 2018)

 

3. P. Gusterin’in “1920-30’lu yıllarda Yakın ve Orta Doğu’da Sovyet istihbaratı” (Советская разведка на Ближнем и Среднем Востоке в 1920–30-х годах) adlı kitabı üzerine:

Ocak 2014’te Almanya’da Rus Stratejik Araştırma Enstitüsü’nün bilimsel araştırmacısı P.V. Gusterin’in “1920’li ve 1930’lu yıllarda Yakın ve Orta Doğu’da Sovyet istihbaratı” adlı monografı yayınlandı (Saarbruecken, LAP LAMBERT Academic Publishing, 2014, 200 ss., Rusça). Kitap üç bölümden oluşmaktadır: “Politik İstihbarat”, “Askeri İstihbarat” ve “M.V.Frunze RKKA Askeri Akademisi’nin Doğu/Özel Fakültesi”. Kitap, Büyük Britanya’ya bağlı Yakın ve Orta Doğu’daki ülkelerde Sovyet istihbarat servislerinin işleri ve operasyonlarının örgütlenmesini ve söz konusu bölgede Almanya’nın istihbarat servislerinin işlerine karşı koyuşları incelemektedir. Burada esas olarak söz konusu olan Afganistan, Persiya (İran) ve Türkiye’de meydana gelen olaylardır, ama aynı zamanda bazı Arap ülkeleri (Mısır, Arap yarımadası devletleri) de söz konusudur. Yazar, Sovyet istihbarat memurlarının çalışmalarının kimi özelliklerini ortaya koymaktadır. Yazar, OGPU’nun Yabancı Ülkeler Bölümü’nün Orta Asya’daki basmaççılığa karşı mücadelede (в борьбе с басмачеством) oynadığı rolün üzerinde ayrıca durur. Gusterin’in ele aldığı dönemde söz konusu ülkelerde Sovyet istihbaratının en büyük başarıları arasında şunlar yer alır: General Ya.A.Slaşyov’un Türkiye’den Rusya’ya dönüşü; Persiya Bakanı Teymurtaş’ın işe alınması; ve  basmaççılığa karşı mücadelede Afgan yetkeleriyle etkileşim. Monografta en fazla üzerinde durulan konulardan biri etkileşim iken, diğeri bazen Sovyet istihbarat memurlarının başarısızlığına yol açan Sovyet istihbarat ajanlarının karmaşık ilişkileridir. Kaynak: bkz. (18 Nisan 2018)

 

4. Zeytin ağacı, Rus-Suriye dostluğunun simgesi oldu. Yalta ve Lazkiye ikiz-kardeş şehir oldu.  

Yalta ve Lazkiye, resmen ikiz-kardeş şehir oldu. Anlaşma Suriye eyaletinin başkentinde imzalandı. Rus-Suriye dostluğu artık, zeytin ağacıyla simgeleniyor. Yalta ve Lazkiye’de tüm sokaklar, bu dökmeyen yeşil ağaçla donatıldı. İlgili anıtın açılışı, Lazkiye’de tüm gün yağan yağmura rağmen yapıldı. Ama bunun da simgesel bir anlamı oldu: jeopolitik iklime rağmen, iki devletin dostluğu daha da güçleniyor. Lazkiye valisine göre, anlaşma iki ülke arasındaki nakliyenin gelişimine yardımcı olacak. Kaynak: bkz. (22 Nisan 2018)

 

 

 

BULGARCA İLETKELER

 

1. Bulgaristan, evlilik dışında çocuk doğum oranı açısından Avrupa’da ikinci sıradadır.

Bu istatistik, Eurostat’ın 2016 verilerine dayanmaktadır. Bulgaristan’da bebeklerin %59’u evlilik dışında doğmaktadır. Avrupa’da evlilik dışı yenidoğan bebek oranında, %60 ile Fransa birinci sıradadır. Eurostat’ın bulgularına göre; Bulgaristan’da evlilik dışı yenidoğanların oranı son 30 yılda yaklaşık olarak 6 kat artmıştır. 1986 yılında yaklaşık %10 iken, 2016’da %59’a ulaşmıştır. 2016’da Avrupa’da evlilik dışı yenidoğanlarda en düşük oran, %10 ile Yunanistan’dadır. Hırvatistan ve Kıbrıs’ta %19 oranındadır. Kıbrıs, AB’de evlilik dışı yenidoğan oranının en hızlı arttığı ülkedir. Kıbrıs’ta söz konusu oran, 2000 yılında %2 iken, 2016 yılında %19’a ulaşmıştır, başka bir deyişle altı yılda 8 kat artış görülmüştür. Ülkemiz, tüm doğumlara oranla evlilikdışı doğumların payının %50’yi geçen ilk 8 AB üyesi ülkeden biridir: Fransa (%60), Bulgaristan ve Slovenya (%59), Estonya (%56), İsveç (%55), Danimarka (%54), Portekiz (%53) ve Hollanda (%50). Tüm AB üyesi ülkelerin evlilik dışı yenidoğan oranının ortalaması %35’tir. Kaynak: bkz. (17 Nisan 2018) 

 

2. Bulgar halk dansları (horo) Brüksel’de binlercesini etkiledi.

Bulgaristan temsilciliğinin bakanı Lilyana Pavlova; Brüksel’e Balkanlar, Avrupa ve dünya çapından gelerek Brüksel’in kalbini Bulgar halk danslarıyla fethetmeye gelen Bulgarlara şu sözlerle seslendi: “… kültürel takvimimizde Bulgar gelenekleri, Bulgar kültürü ve Bulgar folklorunu temsil etmemiz benim için büyük bir onurdur, bu bizim gurur duyabileceğimiz birşeydir.”  Kaynak: bkz. (22 Nisan 2018)

 

3. Bulgaristan için ABD’nin dediği şu: Yolsuzluk ve bağımlı hukuk

2017 raporunda ABD’nin Devlet Bölümü’nün Demokrasi, İnsan Hakları ve Emek Bürosu’nun Bulgaristan için yazdıkları şunlar: Bağımlı bir hukuk sistemi, baskı altında medya, yönetimin tüm kademelerinde yolsuzluk, hapishanelerde ağır koşullar, insan trafiği ve azınlıklara karşı baskı. Kaynak: bkz. (22 Nisan 2018)

 

 

 

UKRAİNCE İLETKELER

 

1. Vitaliy Portnikov: “İnsanların hayali bir yönetime gereksinimi yoktur”

Yurttaşlar, parlamenter cumhuriyete karşı değiller, ama onun tek elde tutulmasına karşılar. Erevan ve diğer Ermeni kentlerindeki protestolar, yerel yetkeleri ve gözlemcileri aniden yakaladı. Parlamenter cumhuriyet modeline geçişin böyle geniş çaplı bir politik krize yol açacağını neredeyse kimse beklemiyordu. Ama Ermenistan’ın yurttaşları, parlamenter cumhuriyetin kendisine karşı değiller. Onlar, iktidarın bir yerde tutulmasına karşılar.  Onlar, eski başkan Serj Sargsyan’ın iktidarı muhafaza etmeyi yeniden denediğini görüyorlar. Şimdi o hükümet başkanıdır. Onlar, bunu önlemeye çalışıyorlar, çünkü şunu anlıyorlar: Ermenistan’da gerçek bir parlamento olmayacak, çünkü gerçek bir başkan iktidarı yoktu. Orada sadece Sargsyan’ın sıradan klan rejimi vardı, şimdi bunun adı değişecek sadece.  Gördüğümüz gibi, insanların masala gereksinimi yok. İşte bu, Ukraynalı politikacıların hesaba katması gereken birşeydir. İstediğin kadar çok anayasayı değiştirebilirsin, ama insanlara güç/iktidar vermediğinde, kriz kaçınılmazdır. Viktor Yuşçenko’nun zamanının parlamenter-başkanlık cumhuriyeti, sürekli klan çatışmalarının yaşandığı bir devletti. Viktor Yanukoviç’in başkanlık cumhuriyeti, otoriter bir gangster rejimiydi. Petro Poroşenko’nun zamanının parlamenter-başkanlık cumhuriyeti, bir kez daha bastırılamaz klanların mücadele sahası halini aldı. Kaynak: bkz. (17 Nisan 2018)

 

 

 

GÜNDEM DIŞI

 

1. Genadiy Gudkov: “Amerika’ya Yanıtımız”

Düşünceme göre, herşey oldu! Rusya’nın karşı-yaptırımları sadece gülünç değil, aynı zamanda acınaklıdır. ABD’nin entrikaları ve Suriye’de Esad’ı vurmasına karşılık olarak, bizim Devlet Duma’mız tüm partilerin imzaladığı bir yasayı kabul etti. Bu konuda, “iktidar partisi”yle elle çizilmiş karikatür olan “muhalif” partiler birleşti ve şu kararlar alındı: 1) ABD’den gelen mal ve ilaçların yasaklanması: Şöyle ki kanser hastası ya da diğer korkunç hastalıklara sahip Ruslar, daha hızlı ölüyorlar, (ABD ilaçta dünyada bir numaradır, ki bizim ilacımız diyebileceğimiz birşeyimiz yok.) 2) Amerikan patent ve teknolojilerinin çalınmasına açıkça izin verilmesi: yani bu, Rusya’nın imzaladığı tüm başarılı uluslararası sözleşmelerin devlet düzeyinde çiğnenmesidir. (Bu ise Rusya Federasyonu’nun sporcularına devlet eliyle doping yüklenmesine benzemektedir.) Bizim spor için herşey kötü bitti. Ama bunlar orada oldu. 3) Amerikan yatırımlarını ve mümkün olduğu kadarıyla Amerikan olan herşeyin yasaklanması: Ülkeden para kaçsın, örneğin “McDonald’s” için kendi ürünlerini yetiştiren köylüler de var, ama sonra Hollywood sineması ve Coca-Cola da yasaklanacak mı? Artık “Pinocchio” ve “Duchess” içemeyecek miyiz! Olimpiyatlardaki atletlerin durumu gibi de değil bu, daha çok gerçek bir SSCB üretimi bir şey gibi. … Neyi unuttum? Ah, evet! Trump, St.Petersburg’un onurlu kazaklarını utanç verici bir biçimde sınırdışı etti. İşte bu daha ciddi: birileri aniden “yaşlı Trump”ı bizim “vatanseverler”in çocuklarını ve torunlarını ABD’den Rusya’ya sınırdışı ettiği gerekçesiyle suçluyor, çünkü onlar artık uzun yıllar Vatan’ın dışında yaşadıkları için artık Vatan içinde yaşayamazlarmış. Ama asıl önemlisi, ya savaş çıkmamış olsaydı. Bir talihsizlik: Bizim başkanımız, bizim yoldaşımız Suriye’nin diktatörüne, Esad’a, karşı Amerikan hava saldırılarını yanıtsız bırakmayacak. Sonul olarak, bizim dışımızda kim Amerika’yı radyoaktif bir küle döndürebilir ki? Sadece, biz. İşte bu, bizim dünyada barış için olduğumuzun kanıtıdır. İşte buradayız ve ayakta duruyoruz. Kaynak: bkz. (15 Nisan 2018) 

 

2. SSCB’de “cezalandırıcı psikiyatri”

“Cezalandırıcı psikiyatri” (карательная психиатрия) terimi ve onun tanımı, ünlü Sovyet muhalifi ve insan hakları eylemcisi A. Podrabinek’e aittir. Podrabinek, bu konuyu “Cezalandırıcı Tıp” (Карательная медицина) kitabında işliyor. Kitaptan bir alıntı: “Cezalandırıcı Tıp, yasaya göre cezalandırılamayacak olan muhaliflerle mücadele etmek için bir araçtır. Çünkü onlar, önceden yasada belirlenenden farklı düşünüyorlar.” SSCB’de “Psikiyatri Gulag’ı” olarak adlandırılabilecek toplama kampı bulunuyordu. Kaynak: bkz. (25 Mart 2018) 

 

Katkı: Sovyet dönemindeki cezalandırıcı psikiyatri yöntemi, günümüzde Kremlin tarafından uygulanmaya devam ediyor. Bunun en son örneklerinden birine, Ağustos 2016’da Kırım’da İlmi Ümerov’un Tatar halkına karşı yapılan baskıya yasalar çerçevesinde direndiği için hapishaneye kapatılmak için bir neden bulunamayıp politik otoriteler tarafından psikiyatri kliniğine kapatılması gösterilebilir. Bu konuyla ilgili bir haber için bkz.

 

3. Leonid Savin: Martin Heidegger, Rusya ve politik felsefe

Son zamanlarda Martin Heidegger’in çalışmalarına çeşitli ülkelerde giderek artan bir ilgi görülmektedir. Onun metinlerinin farklı yorumları vardır. Ama ilginç olan şey, onun mirasının liberaller tarafından sürekli eleştiriliyor oluşudur. … Liberaller, Heidegger’i ve onun çalışmalarını açıkça şeytanlaştırmaya çalışıyorlar. Alman filozofun düşüncesinin derinliği, onlara huzur vermiyor. Bunun nedeni de açıktır: çünkü onun çalışmalarında liberalizm-karşıtı oluşumların izleri vardır. Biz bunu aşağıda ayrıntısıyla işleyeceğiz. Ayrıca Rusya’da Martin Heidegger’in düşüncelerinin incelenmesi tarihine de kısaca göz atıyoruz.  Sovyetler Birliği’nde Martin Heidegger’in düşünceleri, kamusal alanda yaygın olarak bilinmiyordu. Bunun ilk nedeni, onun etkinliklerinin zirvesinin, Almanya’da Nazilerin iktidarda olduğu döneme denk gelmiş olmasıdır. Almanya’daki muhafazakar devrimin pekçok ideoloğu gibi Heidegger’in kendisi de Ulusal Sosyalizm’in pekçok görünümünü eleştirdi, ama Sovyet çağında Marksist geleneği izlemeyen tüm felsefe de burjuvaziyi yanlış ve zararlı olarak tanımıştır. Bunun belki de tek istisnası Vladimir Bibihin’in çalışmasıdır. Ama onun “Varlık ve Zaman” ve “Zaman ve Varlık” çevirileri, Rusya’ya ancak Sovyetler Birliği çöktükten sonra geldi. Ayrıca Bibihin’in bu çevirileri; basitleştirici yaklaşım, terimlerin yanlış yorumları, dilbilimsel yanlışlıklar vs. yüzünden sürekli eleştirildi. Moskova Devlet Üniversitesi’nde Heidegger üzerine ilk dersler, 1990-92 yılları arasında, yani geç perestroyka zamanında, Bibihin tarafından verildi. Yine de 1980’lerin sonlarında da Moskova’da bilimsel topluluklar içinde Martin Heidegger’in düşüncelerinin izleyicilerinin ortaya çıktığını da belirtmek gerekir. Benzer bir durum, St. Petersburg’da da vardı. Bu kentteki durum, daha sonra çeviri ve yayın etkinliklerinde kendini açıkça gösterdi. … Kaynak: bkz. (29 Mart 2018)

 

Katkı: Ünlü Rus felsefeci Aleksandr Dugin, Avrasyacı’dır ve açıkça liberalizm-karşıtıdır. Dugin’in geopolitica.ru adlı ağ sayfasında Martin Heidegger’in düşüncelerine ağırlık vermesinin esas nedeni de Heidegger’de rastladığı liberalizm-karşıtlığıdır.

 

 

 

GÖRSELLER

Litvanya'da polis, deniz şortunun kısalığının kurallara uyup uymadığını ölçüyor. Kaynak: bkz.

 

YORUMLAR (0)

BENZER QONULAR (24)

tümü ›