İran’da Merkeziyetçi Gücler ve Farslaşdırma Qarşıdı Türkler: Amaclar ve İddialar

Ortadoğu’daki son gelişmeler; KÜRESEL, BÖLGESEL ve YÉRLİ güc merkezlerinin deyişik hedefleri yönünde güc dengelerinin yéniden qurulacağını xeber vérmekdedir. İran’ın iç siyasetinde aparılmaqda olan iktidar mücadilesi sürecinde; MERKEZİYETÇİ güclerle EDEMİ-MERKEZİYETÇİ güclerin öne sürdükleri meseleler: 1. Mahiyet, 2. Öncelikler sıralaması, 3. Söylem ve Éylemler açısından ferqlilik göstermekdedir.
İran, Étnik Ayrımçılıq, Türkler, Farslaşdırma, Merkeziyetçi Gücler

Stockholm’da bulunan Azerbaycan Sesi Radyosu’nun Sorğulama Zamanı Düşünce Topluluğu koordinatoru Artum Dinc ile söyleşisi:

 

Soru:

Son dönemde bölgedeki olayları göz önünde tutaraq; Günéy Azerbaycan Milli Hereketi ile İran'daki merkeziyetçi gücler (İlkeçiler/Usulgeralar, Kökdençiler/Bonyadgeralar, Muhafizekarlar, Réformçular, ve xaricdeki rejimmuxalifleri) arasındaki münasibetleri néce deyerlendirmek olar?


Cevab:

Her şéyden önce bir düşüncemi sizinle paylaşmaq isterdim; “Güney Azerbaycan Milli Hereketi” önermesi mence bir “toplumsal hereket olaraq” sosyolojik ölçütler açısından dartışmalı bir önermedir. Bu başlı başına ayrı bir dartışma movzusudur. Ama sizin vérdiyiniz sualın kapsamını aşmamak üçün üç noktaya vurğu yaparaq soruyu cevablamaya çalışacağam.


Birincisi Farslaşdırma qarşıtı olaraq bilinen kesimlerin misal üçün Erebler, Beluçlar, Kürtler ve Türkler’in ortaya atdıqları temel meseleler mahiyet étibarıyla merkeziyetçi güclerin sorun olaraq gördükleri temel meselelerden ferqlilik göstermektedir. Yani birinin temel mesele veya sorun olaraq gördüğünü, digeri temel mesele veya sorun olaraq görmemekdedir. Bugün İran’da merkeziyetçi ve çévre olaraq temsil édilen gücler terefinden sorunsallaşdırılan başat movzular, çox ferqli movzulardır. Dolayısıyla suret meseleler ferqli mahiyet ve biçimde ele alınmaqdadır.


Sorunsallaşdırmalar mahiyetce ferqli olduğu üçün bu kesimlerin gelecek qurqu ve xeyalları da ferqlilik göstermekdedir. Özellikle de gücün paylaşımı ve dağılımı movzusunda köklü bir görüş ferqinin olduğu görülmekdedir. Burada Fars olmayan kesimlerin teleblerini tamamıyla göz ardı éden radikal, irqçi ve Farsçı güclerden tutun, İran siyasi coğrafyasında olan her milli ve étnik gruba ayrı bağımsız bir dövletin qurulmasından yana görüş sergileyen müddeilerden söz aparmaq olar.


İkincisi burada iqtidar veya muxalifet olsun ferq éylemez, merkeziyetçi güclerle çévre güclerin teleblerine baxılarsa; bu teleblerdeki öncelik sıralaması veya oleviyet bendiler hardasa birbirine tam ters sıralamaya sahibdir. Dolayısıyla çévrenin ya da Fars olmayanların 1., 2., 3. vd. önceliklerde sıraladıqları telebler merkeziyetçi güclerin telebler listesinde en sondan 1., 2., 3. vd. öncelik sıralamasında gelmektedir, o da çox solqun ve zeyifledilmiş bir biçimde. Misal üçün çévre; kimlik ve kültürel haq ve hürriyetler meselesini, yani temsil göstergesi ve temel teleb olaraq étnik kimliği ile bağlı meseleleri öne sürmek isterken yani en temel ve iptidai insani haqqının géri vérilmesini isterken; merkeziyetçi muxalif güclerse, daha üst düzey démokratik haq ve özgürlüklerin iadesinden behs étmekdedirler. Dolayısıyla merkezle çévrenin temel derdi ve qayğısı ayrı ayrı şéylerdir ve bunlar bir birleriyle örtüşmemekdedir.


Burada merkezin çévreyi olduğu kimi déyil istediyi kimi anlaması ve alğılaması sorunu ortadadır. Dolayısıyla burada merkezin, çévreyi inkarı ve reddi meselesi vardır. Bu rasist/ırqçı ya da nejadperestane anlayış ve zéhniyet 19. yy.’da Batı’nın sömürgeçi ya da istemarçı gücleri terefinden bölgeye ermağan getirilmiş ve sonunda “Fars milliyetçiliyi” doktrini biçiminde Pehlevilerle birlikte siyasi otoritenin başına getirilmişdir. Bugünkü merkeziyetçi gücler hele de, bu bayatımış ve artıq istifade tarixi tükenmiş olan ideolojilerin étkisinden qurtulmuş sayılmazlar. Merkeziyetçi gücler inkarçı zéhniyetin davamı olaraq en ilkel ve iptidai haq ve hürriyetlerden yoxsun tutulmuş milli ve étnik azınlıqlardan “bu telebleri bıraxın biz daha da gelişdirilmiş haq ve hürriyetlerin uğruna savaşırıq, bize destek olun, sizin de sorunlarınız bu zeminde çözülecektir” déyirler. Bunun hanki mentiqle bağdaşdığını anlamaq doğrusu mümkün déyil.


Diger yandan bölgenin muasir tarixinde baş göstermiş olaylar hele göz önünde durmaqdadır. Merkeziyetçi gücler; gücü elde étmek amacıyla deflerce çévrenin teleblerini bir vesile olaraq istifade édib otoriteyi ele géçirdikden sonra çévrenin teleblerini göz ardı étmişler. Bunlar çévrenin tarixi hafizesinden silinmiş déyil. 1905-1906 illerinde başlayan Meşrute Hereketi, 1920’deki Azerbaycan Démokrat Partisi önderliyinde Xiyabani ve meramdaşlarının qurduqları Azadistan Dövleti, 1946’da Séyid Cefer Pişeveri ve fikirdaşlarının qurduğu Milli Hökümet, 1979’daki Müselman Xalq Hereketi, 1995’deki Parlaménto séçimleri ve Dr. Çéhreqani temsilinde Azerbaycan Türklerine qarşı aparılan kaqsızlık, 2006’da karikatür meselesindeki merkeziyetçi güclerin aldırışsızlığı ve sessizliyi ve son olaraq Dr. Elemi Cenablarının Cumhurbaşqanlığı séçimlerine aday gösterilmesi sürecinde merkezin çévreye qarşı tutumu, Tebrizlilerin ve umumiyetle Türklerin toplumsal belleklerinden ya da ictimai hafizelerinden silinmiş déyil.


Unutmayaq ki démokrasinin temel göstergelerinden biri de toplumsal aktorlara; ki bu hem birey hem grup olabiler, hiç ferq étmez, beraber fürsetler tanımaqdır. Bu fürset beraberliyi ilkesinin ya da eslinin bugün İran siyasi coğrafyasında metreh olan siyasi aktorların görüşlerinde ne qeder önemli olup olmadığı, doğrusu şübheli bir meseledir ve böyük bir sual işareti altınadır. Bu durum siyasi aktorlar arasında biribirlerine qarşı étimadsızlıq ve güvensilik meselesinin temel qaynaqlarından biri sayılabiler.


Üçüncü xusus da, merkez ile çévre arasındaki söylem ve éylem ferqliliyidir. İran’ın bugünkü siyasi sehnesinde her ne qeder hem merkezci hem de béynel milel gücler terefinden örtbas éttirilmeye çalışılsa da çévre ile merkeziyetçi güclerin “démokrasi” ve “insan haqları” qavramlarından anladıkları şeyin éyni olmadığı görülmekdedir. Yani démokrasi ve insan haqları qavramlarının altını doldurarken terefler ayrı ayrı xususlara vurğu yapmaqdadırlar.


Misal üçün söylemsel düzlemde Fars olmayan milli ve étnik gruplar, “kollektif veya toplu haq ve hürriyetleri”, “étnik ve milli kimlik temelinde siyasi otoritede temsil édilmeyi” ve “yérel yönetim ya da idarelerin güclendirilmesini” vurğularken; merkeziyetçi gücler ise “bireysel yurddaşlıq”, “siyasi-ideolojik temsil” ve “merkeziyetçi yönetim anlayışını” temel almaqdadırlar. Bunlar çok önemli. Bunlar çévre ile merkez arasında temel tezad ve çelişkileri ortaya qoymaqdadır. Burada görünür ki: çévre çağın şertlerini doğru oxuyarak “kollektif ya da toplu haq ve özgürlükleri” temel alıp “öz gérçek étnik ve mili kimliği” ile temsil édilmek isteyir. Ancak buna qarşı merkez ise hele de bayatımış ve istifade tarixi tükenmiş zéhniyet ve söylemlerden arınmış déyil.


Bu arada étkili bir étmen olaraq béynel milel gücler ise merkezle çévre gücleri arasındaki çekişmede, öz menfeetlerini néce qoruyabileceklerinin hesaplamasına ve dengenin ya da teadülün yéniden néce qurulacağına odaqlanıblar ya da mütemerkiz olublar. Neticede onların ağır basan terefin yanında olacaqları öngörülebilmekdedir.


Éylem terziya da biçimi açısından da merkeziyetçi muxalif güclerle çévre veya Fars olmayan muxalif gücler arasında bir yöntem veya terz ferqi görünmekdedir. Bu ferqler behsi géçen güclerin toplumsal kökenleri veya toplumsal zeminlerinden, dünya görüşlerinden ve ellerindeki en étkili vesile/araç veya ebzarlardan qaynaqlanmaqdadır.


Merkeziyetçi muxalif güclerin yapıları ve örgütlenme biçimleri étibarıyla en güclü olabilecekleri saha séçim sandıkları, kütle iletişim araçları ya da umumi resaneler ve xiyavanlardır. Oysaki Türklerin en güclü olabilecekleri saha ise medeni faaliyet hovzeleri, evler, yoldaşlıq grupları vb. kimi söhbet ve iletişim sahalarıdır. Diger çévre güclere baxanda, Beluçların temel olarak silahlı mücadile sahasında, Ereblerle Kürtlerin ise hem silahlı hem de siyasi mücadile sahasında teşkilatlanmış oldukları söylenebiler.


Bugün merkeziyetçi muxalif gücler bütün ellerinde olan vasiteleri devreye soxaraq Fars olmayan çévre gücleri, öz éylem yöntemi ve terzlerine mehkum étmek istemek çabasındadırlar. Sanki aranan haq ve özgürlükler sadece xiyavanlarda ve étiraz mitinqlerinde elde édilecekdir. Bunlar doqmatik yaxlaşıma qapıldıqları üçün çévrenin sessiz ve tepkisiz kaldığını sanırlar ve gérçekliği saptırıp istedikleri kimin resmedirler.


Halbuki Türkler hardasa her hefte futbol meydanlarında, evlerde ve internét ortamında özlerine xas bir biçimde öz temel haqları uğruna bildikleri ve başarabildikleri terzlerde mücadilelerini sürdürmektedirler. Diger Fars olmayan millet ve étnikler de éyni biçimde özlerine özgü tepkilerini ortaya qoymaqdadırlar. Ama bu éylem biçimleri ne merkeziyetçi muxaliflerin ne de onları destekleyen xarici güclerin ve medya quruluşlarının gündemine alınmamaqdadır.               


Soru:                        

İran'ın iç siyaset sehnesinde bundan sonraki süreclerde hanki gelişmeler gözlenebiler?


Cevab:

1) Bu soruyu cevablandırmaq üçün süreci étkileyen üç ayrı oyun düzleminde oynayan oyunçuların eyilim ve amaçlarına baxılmalıdır. Birincisi küresel gücler, ikincisi bölgesel gücler ve üçüncüsü yérel ya da yérli güclerin étki-tepki ya da emel-eksülemel qabiliyetleri belirlenmeli. Günümüzde küresel sermaye ve güc merkezleri Orta Doğu ve Afrika üzerine odaqlanmış ya da mütemerkiz olmuş durumdadırlar. Adını çekdiyim bazar ve iqtisadi qaynaq bölgelerini ele géçirmek üçün çox sıxı ve ölüm-qalım mahiyetinde bir reqabet sürecinden söz édilebiler.


Görünen bu ki “Génişledilmiş Orta Doğu Projesi” ferqli biçim ve görünümlerde de olsa dalğa dalğa uyğulanmaqdadır. Bütün artı ve eksilerine rağmen bölgede özellikle de tüketim ve mesref kültürü alışkanlıkları, bilgi ve bilişim qaynaqları, yönetişim anlayışı hem yérli dinamikler hem de küresel étkenlerin qarşılıqlı étkileşimi sonucunda bir dönüşüm sürecinden géçmekde olduğu söylenebiler. Ki bu étkileşimin serbest bir étkileşimden ziyade küresel güclerin menfeetleri doğrultusunda kontrollu bir étkileşim süreci olduğu söylenebiler.


Bélelikle baş gösteren bu dönüşüm süreci; küresel sermaye ile yérli bazarların dinamikleri arasında çağın ve sistemin şertlerine uyğun yéni işleyiş mékanizmalarının uyarlanması çerçevesinde deyerlendirilebiler. Bu bağlamda bölgedeki siyasi otorite yapıları ay da saxtarları yéni şertlere uyğun biçimde yéniden tasarlanmalı ya da terh rizi olmalı.


2) İran bir ticari bazar ve iqtisadi sermaye qaynaqı olduğu üçün bu gédişatdan uzaq qalabilmez. Elbette öz nesibini alacaktır. İran’ın siyasi yapısında orta müddette qaçınılmaz olaraq bir dönüşüm gözlenilmatkedir. Hanki şekil ve mahiyette bir siyasi sistemin ortaya çıkacağını tam olaraq kestirmek mümkün olmazsa da, küresel sermayenin menfeetlerine qarşı bir yapı olabilmeyeceği çok açık ve aydın biçimde söylenebiler.


Bu sürecde yérli oyuncular misal üçün merkeziyetçi ve çévreci gücler, öz hedefleri doğrultusunda öz étki sahalarını génişletmeye, dolayısıyla da güclerini olduqca arttırmaya çalışacakdırlar. Kaçınılmaz olarak bu sürecde gérçek menada en teşkilatlı, disiplinli, plan ve programlı teref en çox payı koparabilecektir. Bu yéni bir keşif filan déyil, sosyoloji ve siyaset biliminin temel varsayımları ve ölçütleri bunu ortaya koyar ve tarix bu misallarla doludur.


3) Bu baxımdan baxılarsa Güney Azerbaycan ve İran’ın diger bölgelerinde yaşayan Türkleri temsil étmek iddiasında olan kesimler qarşılarındaki güc merkezlerine göre hem stratejik öngörü, hem plan ve program, hem béynel milel güc ilişkilerindeki yéri hem de toplum içinde kökleşmiş teşkilatlanma açısından çox zeyif durumda olduqları söylenebiler. Dolayısıyla Farslaşdırma qarşıtı olarak bilinen olqunun, ne béynel milel, ne bölgesel ne de yérli güc ilişkileri sisteminde somut ya da éyni bir temsil organına ve gücüne sahib olmadığı, neticeten de meşruluğu olan ve muxateb alınacak qalıcı bir adrese sahib olmadığı söylenebiler.


Birçok şexs ve kiçik gruplar “Milli Hereket” ya da “Güney Azerbaycan Milli Hereketi” adına danışır veya onu xitab édir. Ama sözü géden hereketin hem xalq kütlelerinin gündelik heyatında, hem de siyasi güc merkezlerinin gündemini belirleme ya da en azından gündemlerini étkileme gücüne sahib olduğunu isbatlaycaq güclü qanıtlardan söz étmek hardasa mümkün görünmemektedir. Özlerini “Milli Hereket”in çatısı altında gören kesimlerin gündemlerine baxıldığında; bir néçe istisna xaric umumiyetle başka güc merkezlerinin gündemlerini tekib étmekle meşqul olduqları görünür.


“Milli Hereket” sosyolojik açıdan toplumsal hereketliliyi biçimlendirib yönlendirecek teşkilatlar mahiyetinde somut ya da éyni bir yapılanmaya sahib olmadığı üçün soyut ve zéhni bir qavramsallaşdırmadır. Bu menada varolan kiçik grup ve şexsler de zaten biribirlerini reddétmek ve hetta biribirlerini ittiham étmekle meşqul olduqları gerçeyi de ortadadır.


Soru:

Sizce Günéy Azerbaycan Milli Hereketi ya da Farslaşdırma qarşıtlarının bundan sonraki gündemlerinde öncelikle nelere ehemiyyet vérilmeli ya da esas diqqet ve énerji hanki yöne vérilmelidir?


Cevab:

İran siyasi coğrafyasında öz Türk kimliklerini tehdit altında gören ve bu meseleye hassasiyet gösteren Farslaşdırma qarşıtları; hem yatay enlemde hem de dikey boylamda çox geniş toplumsal qatmanlardan oluşmaqdadır. İqtisadi gelir düzeyi, egitim ya da tehsilat düzeyi, yaş ve cinsiyet katégorileri, coğrafik dağılımı ve diger birçok deyişken açısından hétérojén bir yapıya sahip olduğu söylenebiler. Bu baxımdan her bir ferqli qonum ya da moqéiyet üçün, özüne uyğun bir vezife, işlev ve éylem planı düşünülebiler.


Misal üçün xaricdeki feallar texessüsi hedef gruplar biçiminde birleşerek içeride géden süreci huquqi, siyasi, téorik, akadémik, düşünce quruluşları, dünya kamuoyu ya da efker-i umumiye cameeye cehani vb. platformlara daşıyaraq sözü géden güc merkezlerinin diqqetlerini Farslaşdırma siyaseti qabsamında aparılan huquqsuzluqlara çekebilerler. Bélelikle béynel milel destek sağlanabiler.


Bu tip faaliyetler; bir defeye mexsus olaraq déyil, koordineli bir şekilde ardıcıl olarak sürdürülebiler ve étki sahası génişledilebiler. Xaricdeki iddia sahibleri içe dönük şexsi veya mehvili fealiyetlerini dışa dönük texessüsi ve étkili kolektif fealiyetlere dönüşdürmezseler, qısır döngü içinde boşa geden enerji itimi süreci sürecek ve oyun uduzulacaqdır.


Bir néçe istisna xaric, dünyanın birçox bölgesine sepelenmiş iddia sahibleri, istifade tarixi tükenmiş eski basma qalıb zéhniyet ve davranış biçimlerini; éyni zamanda bayatımış ve işlevsel olmayan teşkilatlanma qalıblarını bıraxıb çağın gérçek şertlerine ideolojilerin korlaşdırıcı gözlüğünden déyil, çıplak ama derin gören gözlerle görmeye başlamazsalar; qapıldıqları keflilik, onları böyük bir xüsrana ve düş qırıqlıqına uğradabiler.


İrancılık ve Farslaşdırma qarşıtlığı öz nounda bir güc ve iktidar mücadilesidir. Bu mücadileni temsil étmek iddiasında olan kesim ve şexsler çox boyutlu bir direniş méydanında bir yandan küresel, bölgesel ve yérli güc ilişkileri sisteminde “gérçek étki” faktoruna dönüşmeli, diger yandan da öz içindeki operasyonel potansiyel güclerini étkili ve aparıcı güce dönüştürme kabiliyetlerini tezlikle feal ve étkin duruma getirmelidir.


Bu xususların gérçekleştirilmesi üçün cevabı verilmesi gereken temel soru, “néce?” sorusudur. “Néce?” sorusu stratejik öneme sahip bir sorudur. Bu soruya cevab olarak bir néçe temel noktaya işaret étmek olar.


1)    Hem daxilde hem xaricde, her ortamın öz şertlerine uyğun biçimde Farslaşdırma siyaseti ve uyğulamalarının étkisini engelleyecek olan sürdürülebiler projeler geliştirilebiler.


2)    “Sürdürülebiler projeler” mütexessislerden oluşan hedef gruplar vasitesiyle geliştirilebiler.


3)    Farslaşdırma meselesine qarşı çıqma faaliyetleri, olabildiğince güvenlik veya emniyet meselelerinin xaricine daşınabiler. Farslaşdırmaya qarşı çıkma éylem biçimleri her ne qeder güvenlik ve emniyeti meseleler méydanından uzak tutularsa; dövletin cezalandırma gücünü istifade étme imkanlarını, bir o qeder azalacaqdır. Dolayısıyla bunun sonucunda Farslaşdırmaya qarşı çıxmaya qatılım artabiler ve yayqınlaşabiler.


4)    Farslaşdırma ve ayrımcılıq siyasetlerini étkisiz qılmaq üçün mesele; toplumsal, kültürel, siyasi, huquqi, iqtisadi, ailevi, yoldaşlıq, gündelik heyat vb. kimi platformlara ya da zeminlere daşınaraq xalqın gérçek gündeminde yani; medreselerde, bazarlarda, iş yérlerinde, küçelerde, qonaqlıqlarda, sirelerde, mescidlerde, otobuslarda vb. kimi ortamlarda rahatlıqla dile getirilmeli ve danışılmalıdır. Eger béle bir süreç gérçekleşebilerse, o zaman Farslaşdırma ve ayrımcılıq siyasetinin işgal éttiği mühitler oldukça daralıp azalacaqdır.


5)    Kimlik mücadilesi veren şexs ve kesimler mümkün olduğu qeder özellikle de xususi heyatlarında Fars kültürü unsurlarını istifade étmekden qaçınmalıdırlar. Meselen Farsça TV ve radyo kanallarını izlemek ve dinlemekten, Farsça sitelerde gezinmekten imtina étmekle; mubayl telefonlarının, bilgisayarlarının ve İpod kimi dijital vesilelerinin ekranlarını Türkçe menüye çévirmekle, öz aralarındaki yazışmaları yani e-mail, kısa mesaj, normal mektup ya da name yazışmalarını Türkçe yazmaqla, alış-vérişlerinde kéyfiyeti de diqqete alaraq Türk markalarını tercih étmekle, Trük adlarını istifade étmekle, gezilerde Trüklerin yaşadığı bölgeleri gezmekle, kimlik ve tarix bilincini derinleşdiren ve kültürel haq ve hürriyetleri anladan qayanqları oxumaq-oxutmaqla, izlemek-izletmekle, dinlemek-dinletmekle, yoldaşlıx rabitelerini güclendirmekle ve bu yöntemlere benzer birçox yöntemle Türk kültür unsurlarını işlevsel, Fars kültür unsurlarının işgal éttiği fezaları daraltıb azaltmak mümkün olacaqdır. Bu tip işler şexsi mesuliyet anlayışı ve şexslerin vicdanlarına bağlıdır. Şuar déyil, emeldir ve medeni direnişin étkili silahı ve gücüdür.


6)    Her zaman üçün ani deyişikliklere yani siyasi otoritenin el deyişdirme bohranına hazır olmak ve gerekli önlemleri düşünmek lazımdır. Süretli bir şekilde teşkilatlanıp boşalan güc saha ve meydanlarını doldurmak ve qerar vériciliyi ele almak en hassas ve can alıcı bir an meselesidir. Bunun gereği de doğru ve gérçekçi bir “stratejik öngörü”, “plan ve progam”, “operasyonel teşkilatlanma”, “diger güc merkezlerinin gérçek güclerini ve qabiliyetlerini doğru teşhis édib ve kesdime”, “yaradıcı güce sahip olma” vb. kimi şertleri yérine getirmekdir.


Qaynaq: http://www.azerbaycan.se/

YORUMLAR (0)