Rus-İngiliz Kültürel İlişkileri ve Türk Kültürüne Etkileri*

Bildiri kapsamında, 16. yüzyıldan günümüze kadar Rus kültürü ve İngiliz kültürü arasındaki etkileşimler bazı yönleriyle çözümlenmektedir. Çözümleme, gözlem ve görüşmelerden elde edilen birincil alan verilerine ve ikincil kaynaklara dayanılarak yapılmaktadır. Çalışma kapsamında on tez ileri sürülmektedir.
Kültürel Uyum, Etki, Rus Kültürü, İngiliz Kültürü, Türk Kültürü

 

GENİŞ ÖZET:

 

Bildiride, Rus-İngiliz ilişkilerindeki kültürel uyum süreci tartışılmaktadır. On tez ileri sürülmektedir:

 

1. Rus kültürü, Avrupa’daki karşıt iki toplum modelinden (İngiliz ve Fransız) İngiliz modeliyle daha uyumludur.

 

2. Rusya ve İngiltere’yi birer büyük güç haline getiren süreç, iki ülke arasındaki çatışma ilişkisinin değil daha çok ittifak ilişkisinin bir sonucudur. Örneğin Napolyon Fransası’na karşı kurulan Rus-İngiliz ittifakı sonrasında İngiltere en büyük küresel güç olmuş, Rusya ise en büyük Avrasya gücü olarak kendini kabul ettirmiştir.

 

3. 1553’ten beri uluslararası güç ilişkilerinde Rusya’nın bir oyuncu olarak sahneye çıkmasını en fazla destekleyen İngiltere olmuştur. Örneğin Çarlık Rusya, Sovyet Rusya ve bugünkü Federatif Rusya’yı ilk tanıyan ülke hep İngiltere’dir. Rusya’da açılan ilk yabancı diplomatik temsilcilik de İngiltere’ye aittir.

 

4. Rus-İngiliz ilişkilerini kesintiye uğratan aralarındaki büyük güçler Rus-İngiliz ittifakıyla zayıflatılmıştır. Örneğin Devlet-i Aliyye, Fransa ve Almanya.

 

5. Rus-İngiliz ilişkisinin ilk döneminde (16.-18. yy.) Rusya batıdaki manevi zenginliğe (nitelikli insan gücü, bilgi ve kültür) ulaşmak istiyordu, İngiltere ise doğudaki maddi zenginliğe ulaşmak istiyordu.

 

6. Rus-İngiliz ilişkisinin ikinci döneminde (19.-20. yy.) Rusya batıda egemenlik, İngiltere ise doğuda egemenlik istiyordu. Böylece İngiltere’nin çaprazındaki bölge (Avrupa’nın güneydoğusu) Rusya’ya verildi ve Rusya’nın çaprazındaki bölge (Asya’nın güneydoğusu) İngiltere’ye verildi.

 

7. İngiliz diplomasisi, medyası ve gündelik yaşamında üretilen “Rus imgeleri”; Rus diplomasisi, medyası ve gündelik yaşamında üretilen “İngiliz imgeleri”ne göre daha tutarlıdır. Örneğin bir İngiliz’in gündelik bir sohbette çizdiği Rus imgesi ile BBC’de çizilen Rus imgesi büyük oranda benzerlik taşır. Ama bir Rus’un gündelik bir sohbette çizdiği İngiliz imgesi ile Planeta-RTR’de çizilen İngiliz imgesi genellikle birbiriyle tutarlı değildir.

 

8. Rus kültürü İngiltere’deki kamusal mekânlarda kendisini “ayrı bir Rus parça olarak” gösterir. İngiliz kültürü ise Rusya’daki kamusal mekânlarda kendisini “Rus kültürünün uyumlu bir parçası olarak” gösterir.

 

9. Genel olarak İngiltere’de “Rus-sevmezlik”, Rusya’da ise “İngiliz-severlik” söz konusudur.

 

10. Rus-İngiliz ilişkisindeki kültürel uyum süreci kavranmaksızın, iki kültür arasındaki coğrafyada hüküm süren Türk kültürünün değişim sürecinin kavranması eksik kalacak ve örneğin “Doğu Avrupa ve Orta Asya Türkleri” üzerindeki Rus etkisi ve “Güney ve Uzak Asya Türkleri” üzerindeki İngiliz etkisi yeterince çözümlenemeyecektir.

 

 

GİRİŞ

 

İnsanlar ve kültürlerin karşılaşmaları bir meseledir. Çünkü çok boyutlu toplumsal etki ve etki olasılıklarıyla örülüdürler. Bildiride kültür kavramı, en geniş anlamıyla kullanılmaktadır. Dolayısıyla kültür, ilk insan topluluklarından günümüze kadar üretilen tüm değerler anlamına gelmektedir. Kültürel ilişki kavramı ise, kültürel değerlerin taşıyıcılarının çeşitli araçlar ve koşullar dolayımıyla birbirleriyle olan etkileşim süreçlerini tanımlar.

 

Bildiride ele alınan temel sorun, kültürel ilişki ve etkiler aracılığıyla yeniden üretilen güç ilişkileridir. Bildirinin amacı, 16. yüzyıldan günümüze kadar Rus-İngiliz kültürel ilişkilerinin temel mahiyetini ortaya koymak ve Türk kültürü üzerindeki çeşitli etkilerini çözümlemektir. Bildirinin dayandığı araştırmanın yöntemi, 2013-2019 yılları arasında çeşitli zaman aralıklarıyla İngiltere ve Rusya’da gerçekleştirilen gözlem, deneyim ve görüşmelerden elde edilen birincil görgül verilerin ve hem tarihsel hem güncel sürecin izlenmesinden elde edilen ikincil verilerin, tematik olarak bütünselleştirilip çözümlenmesidir. Araştırmadan elde edilen bulguların boyutu, bildiri metninin kapsamını aştığı için bildiride bulguların sadece bir kısmından kısaca söz edilmektedir.

 

 

1. RUS-İNGİLİZ KÜLTÜREL İLİŞKİLERİ

 

Çağlar Keyder (2012:40-53), Amerikalı iktisatçı Paul Krugman’ın görüşlerine katılarak Anglo-Sakson modelin ötekisinin hep Fransa olduğunu söylemekte ve “Fransa, İngiltere-dışı her şeyi temsil eden esas rakiptir” diye yazmaktadır. İngiliz ve Fransız modelleri arasındaki karşıtlığın esas nedeni, devletin toplumsal ilişkilerdeki konumu ve rolüyle ilgilidir.

 

Bununla birlikte günümüzde ulusal ve uluslararası başat medyalar aracılığıyla yayılan hızlandırılmış ve indirgenmiş algının çerçevesinde birbirine en karşıt olarak gösterilen devletler, Rusya ve İngiltere’dir. Ancak iki devlet arasındaki ilişkiler yakından izlendiğinde ve kültürlerarası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler dışındaki boyutları da göz önünde bulundurulduğunda, başat medya sınırları içinde sergilenen manzaradan bambaşka bir süreç karşımıza çıkmaktadır.

 

Rus-İngiliz kültürleri arasındaki ilişkiler, genellikle Rusya ve Batı Avrupa arasındaki ilişkiler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Böylece bir bütün olarak Rus-İngiliz kültürel ilişkileri, Rusya ve Batı Avrupa arası ilişkilerdeki ana dalgalanmaları izlemektedir (Портал “Культура России”, y.k.). Ancak Batı Avrupa’nın da tutarlı bir bütünden değil daha çok iki karşıt toplum modelinden (İngiliz ve Fransız) oluşan bir bütünsellik içinde olduğu göz önünde tutulmalıdır. Yaklaşık olarak 500 yıldır süren Rus-İngiliz kültürel ilişkilerinin mahiyetinin, aşağıda sekiz ulam altında ortaya konan temel boyutlardan oluştuğu söylenebilir.

 

1.1. İlk Rus-İngiliz İlişkileri: Altın Orda’nın Egemenliğiyle Yıkılır

 

Ruslar ve İngilizler arasındaki ilk ilişkiler, Kiev Rusları (879-1169) döneminde başlar. Bu döneme ait belirgin bir olay, bir İngiliz prensesiyle bir Rus prensinin evliliğidir. İngiltere’nin son Anglo-Sakson kralı Harold Godwinson, Normandiya Dükü William tarafından Hastings Savaşı’nda yenildi ve 14 Ekim 1066’da öldürüldü. Böylece Harold hanedanlığı sona erdi ve kızı Gytha, kıta Avrupası’na kaçtı. Gytha, Danimarka Kralı olan amcası tarafından 1074’te II. Vladimir Monomakh ile evlendirildi. II. Vladimir Monomakh, 1113-1125 yılları arasında Kiev Ruslarının Büyük Prensi olarak hüküm sürdü. İngiliz prenses ile Kiev Rus prensinin beş çocuğu oldu (Guzeva, 2018).

 

Ancak Kiev Rusları döneminde Rusların kültürel değerlerinde temel değişimi oluşturan "batı"yla değil, "güney"le ilişkileri olmuştur. Kiev Knezi I. Vladimir, Bizans’ın etkisiyle (ya da Kiril ve Metodi adlı iki Bulgar kardeşin etkisiyle diye de bilinir), 988 yılında Hıristiyanlığı bir devlet dini olarak kabul edip Kiril alfabesini benimsedi.

 

Ruslar ve Batı Avrupa arasındaki ilişkiler Kiev yönetiminden sonra kuzeyde Baltık denizleri üzerinden ticaretle güçlenen Novgorod yönetimiyle (1169-1240) devam eder. Ancak sonrasında Rus tarihyazımına göre Cengiz Han ve Altın Orda yönetimi (1240-1480), Rusların Batı Avrupa’ya göre geri kalmasının temel nedenlerinden birini oluşturur. Çünkü “Slav dünyasının en gelişmiş bölgeleri (Kiev ve Novgorod) büyük ticaret rotasının kuzey ve güney bölgelerini kontrol ediyordu.” Bu bölgelerin, Cengiz Han ve Altın Orda yönetimi tarafından ele geçirilmesi diğer ülkelerle kurulmuş olan geleneksel politik ve ticari bağlantıları çökertmiştir. Rus dış politikasının “güney-kuzey” yönü (göçebelerle savaş, Bizans’la istikrarlı ilişkiler ve Avrupa’yla Baltıklar aracılığıyla ilişkiler), keskin bir biçimde “batı-doğu” yönüne çevrilmiştir. Rus tarihyazımına göre “Moğol ve Tatar istilaları nedeniyle Rus topraklarındaki kültürel gelişim hızı yavaşladı” ve Ruslar “köleleştirildi" (Орлов vd., 2005:17,58).

 

1.2. İkinci Rus-İngiliz İlişkileri: Altın Orda’nın Yıkılmasıyla Yeniden Başlar

 

16. yüzyılın yaklaşık olarak ilk yarısı İngiliz kültürü ve Rus kültürü açısından bir dönüşüm, bağımsızlaşma ve büyüme dönemidir. Bir yandan İngiliz Kralı VIII. Henry, 1534 yılında Roma Katolik Kilisesi’nden ayrılarak Anglikan Kilisesi’ni kurar, diğer yandan Rus knezliklerinin Altın Orda yönetiminden ayrılmasıyla birlikte Moskova, Batı Avrupa’yla yeniden etkileşime başlar. Rus Çarı Korkunç İvan, Altın Orda toprakları üzerinde yayılarak Moskova yönetiminin egemenlik alanını genişletir ve büyük bir zafer simgesi olarak 1552 yılında Kazan Hanlığı’nı ele geçirir. Böylece Londra, Katolikler karşısında bağımsızlaşırken, Moskova da Müslümanlar karşısında bağımsızlık kazanır. İlk Rus-İngiliz diplomatik ilişkileri bu dönemde başlar ve günümüze kadar sürer.

 

1407 yılında Londra’da, henüz bilinmeyen ve deniz yoluyla ziyaret edilmemiş ülkeleri, toprakları, adaları ve zenginlikleri keşfetmek için kurulmuş olan İngiliz Tüccar Maceracılar Şirketi (Merchant Adventurer's Company), 1553 yılında Çin ve “Doğu Hint Adaları”na (Endonezya ve Filipin takımadaları) yönelik kuzeydoğu yolunu bulmak için gemilerle bir keşif gezisi düzenler. Ancak kopan bir fırtınada tüm gemiler batar, herkes yaşamını yitirir, biri hariç. Korkunç fırtınada hayatta kalan gezgin tüccar denizci Richard Chancellor, Rusya’ya Arkhangelsk’ten giriş yapar. Kısa bir süre sonra Moskova’da Korkunç İvan tarafından kabul edilir. Bu, Rus-İngiliz diplomatik ve ticari ilişkilerinin başlangıcı olarak kabul edilir. Sekiz ay kadar Moskova’da kalan Chancellor, Korkunç İvan’a gümüş, altın kaplama ve gravürlü bir kilise kâsesi hediye eder. Uzun zaman Moskova’da kâsenin, bir çeşit turşu kabı olduğu düşünülür, çünkü Rus kilise kaplarından oldukça farklıdır. İlk İngiliz diplomatik hediyesi olan bu kâse Moskova’da korunmaktadır. 1554 yılında Chancellor, Londra’ya Rus Çarından İngiliz Kraliçesi I. Elizabeth’e bir iletiyle döndü ve bu yolculukla ilgili bir yazı yazdı. Bu yolculuk, hem Rus kroniklerinde hem İngiliz şiirinde kendine yer buldu. Chancellor’ın anlattığı yeni ticaret yollarının açıldığı ülkenin zenginliği İngiliz tüccarlarının dikkatini cezbetmişti. Böylece 1555 yılında Londra’da Moskova Şirketi (Muscovy Company) kuruldu (Портал “Культура России”, y.k.).

 

1.3. İlişkinin Tarihsel İki Simgesi: Moskova Şirketi ve Eski İngiliz Konağı

 

Moskova Şirketi, Rusya’yla ticaret yapan İngiliz tüccarlar birliğidir ve ilk büyük İngiliz anonim şirketidir. Şirket iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde önemli rol oynadı, İngiltere-Rusya ticaretinin tekeline sahip oldu ve İngiliz tüccar ve diplomatların Rusça öğrenmesine öncülük etti. Rusya’da ise neredeyse İngilizce bilmiyorlardı ve görüşmeler Latince yürütülüyordu. Ruslar arasında ilk İngilizce öğrenme girişimleri 17. yüzyılda başlar. Moskova Şirketi’nin amacı Chancellor’ın Korkunç İvan’la kurduğu temasları kullanmak ve Kuzeydoğu Geçidi’ni aramaya devam etmekti. Moskova Şirketi Rusya’ya silah, barut, çuha, yün, teneke, metal ve Akdeniz ürünleri ihraç etti ve Arkhangelsk üzerinden Rusya’dan kenevir, donyağı, balmumu, deri, kürk ve halat ithal etti. İngiliz Devrimi nedeniyle 1649’da Rus Çarı Alexey Mihayloviç şirketin ayrıcalıklarını sonlandırdı, şirket 1698’de Rus ticaretindeki tekelini kaybetti, ama etkili bir Londra kent kurumu olarak varlığını sürdürdü, ayrıca 18. yüzyılda İngiliz-Rus ticaretinin yeniden canlanmasında da payı vardır (The Editors of Encyclopaedia Britannica, 1998).

 

1553’te Chancellor’la temas sonucunda Korkunç İvan, “İngiliz Almanları”na serbest ticaret hakkı verdi ve 1556’da onlara Kremlin yakınındaki Eski İngiliz Konağı’nı tahsis etti. Eski İngiliz Konağı, Moskova Şirketi’nin Moskova’daki ofisi haline geldi, ayrıca Moskova’da açılan ilk yabancı diplomatik temsilcilikti. Bugün müze olan Konak, sadece günümüze kadar kalan en eski seküler Rus mimarilerinden biri değil, aynı zamanda 1556-1649 yılları arasındaki Rus-İngiliz kültürlerarası ilişkilerinin de bir simgesidir. Duvarları, 1571’de Devlet Giray Han’ın Moskova’yı kuşatıp yakması sırasında hasar gördü. Konağın yenilenmesi 1960’larda başladı. Müze olarak resmi açılışı 18 Ekim 1994’te Kraliçe II. Elizabeth’in katılımıyla gerçekleşti. Müzede her bir odada 16. ve 17. yüzyıllardaki İngiliz-Rus ticaretinin, diplomatik ve kültürel ilişkilerinin ayrı bir aşaması sergileniyor. Uygun akustiği sayesinde ana salonu, Rönesans ve Barok çalgılarıyla çalınan erken dönem müzik konserleri için kullanılıyor. Kostüm etkinlikleri, interaktif projeler, eğitim ve yetenek sınıfları da gerçekleştirilmektedir. Müzede ayrıca Zaryadye’deki arkeolojik kazılarda bulunan antik parçalar sergileniyor (Russkiy Mir, 2016).

 

1.4. Tarihsel-Kültürel Etkiler

 

1553’te Rus-İngiliz diplomatik ilişkileri başlar başlamaz, iki taraf da bu ilişki üzerinden kendi hedeflerine ulaşmaya çalıştı. Moskova, İngiltere’deki nitelikli insan gücünden yararlanmak istiyordu. Londra ise en doğusundaki her çeşit zenginliğe ulaşmak istiyordu, özellikle de yeni deniz ulaşım yolları ve doğal-madeni kaynaklara ulaşma hedefi güdüyordu.

 

Böylece 16. yüzyıl boyunca diplomatların etkisiyle Moskova’nın egemenliği altında pekçok Avrupalı yabancı çalışmaya başladı.Korkunç İvan tarafından İngiliz doktorlar, eczacılar, metal madenciliğinde ustalar, toprak ve inşaat uzmanları Rusya’ya davet edildi. 16. ve 17. yüzyıllarda çok sayıda İngiliz Rusya’yı ziyaret etmiştir. Avrupa’nın kültürel etkisinin Rusya’ya yayıldığı esas ilk dönem 17. yüzyıldır. Rusya, 17. yüzyılda yurtdışına okuması için öğrenci göndermeye başlıyor. İlk aşamada 18 genç erkek gönderildi. 17. Yüzyılda Moskova yönetimi altında yaşayan ve çalışan İngilizlerin çoğu tüccarlar, paralı askerler, askeri mühendisler, diplomatlar, yani uygulamacılardır, ancak aralarında “yüksek” kültür temsilcileri yani filozoflar, yazarlar ve sanatçıların sayısı azdır. 17. Yüzyılın ikinci yarısında İngiliz Devrimi olayları, neredeyse yüz yıldır sürekli gelişen diplomatik ilişkilerde ani bir kırılmaya neden oldu. Çünkü 30 Ocak 1649’da İngiliz Kralı I. Charles idam edildi ve olaylar Moskova’ya da sıçramasın diye 1 Haziran 1649’da, Rusya’daki tüm İngiliz tüccarlar sınırdışı edildi. 17. Yüzyılda Rus kültüründeki Avrupa etkisi, Çar Aleksey Mihayloviç ve Çar Fyodor Alekseeviç’in[1] döneminde, ama daha radikal bir biçimde I. Petro’nun “batıcılık” döneminde olmuştur. Elbette Çarın da baskı ve etkisiyle on-yirmi yıl içinde Rus toplumu Avrupalı yaşam tarzını ve sanatta da Batılı tarzları kabul etti. 18. Yüzyılda Rusya’da batılılaşma doruğa çıktı. 18. yüzyılın ilk yarısında çok hızlı bir şekilde Batı kültürü özümsendi ve II. Ekaterina zamanında artık Ruslar tümüyle Avrupa’nın bir parçası olarak kendilerini görmeye başladılar. 18. Yüzyıldaki Rus-İngiliz kültürel yakınlaşması, hem II. Ekaterina zamanında hem aynı döneme denk gelen romantizm çağında zirveye ulaştı ve Ruslar arasında İngiliz kültürüne olan ilgi arttı. Bu dönemde Rusya’da “İngiliz-severlik”, “gallomania (Fransız hayranlığı)”ya bir alternatif haline geldi. Ruslar, romantizm çağında İngiliz duygusallığında, aşırı derecede ussallık anlayışındaki Fransız klasizmine karşı bir denge gördüler. Ayrıca İngiliz kültürünün ahlaki değerlerinde, Ruslar için zararlı olarak kabul edilen Fransız düşüncesinden de bir kurtuluş görüyorlardı. Böylece 18. yüzyılla birlikte pan-Avrupacı kültürel tercihler Rus kültüründe yansıtıldı: sanatta, modada, edebiyatta, mimaride, ulusal kimlik inşasında, resimde vs. Ancak 18. yüzyılın ilk yarısında davet edilen yabancı sanatçılar arasında çok sayıda Alman, İtalyan, İsviçreli, Fransız vardır ama neredeyse hiç İngiliz yoktur. Aynı şey, çevrildiği takdirde orijinalden değil, Fransızca veya Almanca çevirilerden gelen İngiliz edebiyatının gelişiminde de olur. Rusya ile Avrupa ülkeleri arasındaki kültürel bağlar 18. yüzyılda çok aktif hale geldi, daha fazla yabancı Rusya’ya geldi ve önemli ölçüde daha fazla öğrenci okumak için yurtdışına gitti. 18. Yüzyılda klasizmin Fransız modası yerini Alman ve İngiliz romantizm modasına bıraktığında, 19. yüzyıldaki ulusal kimlik tartışmalarında Rusya ve Batı Avrupa eşit mahiyete sahipti. Napolyon’a karşı zaferin neden olduğu Rusya’da Batı’ya olan ilgi, 19. yüzyıl boyunca arttı. 20. Yüzyılın başında ise avangardın ortaya çıkmasıyla kısa süreliğine Batı ve Rusya yer değiştirdi (Портал “Культура России”, y.k.).

 

1553’te Rus-İngiliz diplomatik ilişkileri başlar başlamaz İngiltere’de günlükler, gezi notları, tiyatro oyunları, Londra’da Rusça dilbilgisi, Moskova’da ise İngiliz edebiyatından çeviriler oldukça popülerdi. İngiliz gezginlerin derlediği eserler, daha sonra derleme ve coğrafi incelemelere hizmet etti. Ayrıca söz konusu eserlerde bazen tarif edilen ülkelerin yaşamı ve gelenekleri hakkında da ilginç bilgilere yer verilmiştir. 16. yüzyılın ikinci yarısında İngiliz edebiyatında “Moskoviya” üzerine pek çok yazı yayınlanmaya başlandı. Moskova’dan söz etmek, 16. yüzyıl İngiliz edebiyatında, özellikle Shakespeare’de oldukça yaygındır. Bu eserlerde Londralıların, kültürel ilişkilerin başladığı 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın başlangıcında Moskovalılar hakkında neleri merak ettikleri, hangi bilgilerin üretildiği ve Moskova’ya gidemeyenlerin hangi bilgileri öğrendiği görülür. Söz konusu eserlerde örneğin Moskovalılar ne yerler, nasıl giyinirler, nasıl yaşarlar, İdil/Volga ırmağı, Rus ayısı, Ural dağları, Tatarya vs. hakkında Londralılar birşeyler duymaya ve öğrenmeye başlarlar. 17. Yüzyılda karşılıklı ilişkilerde tiyatro oyunu etkinlikleri de etkili oldu. Diğer yandan iki taraf da birbirlerinin içişlerinde meydana gelen politik karmaşaları yakından izliyorlardı. Londra’da özellikle Rus Kazakları ile de ilgileniyorlardı. Rusya’nın İngiltere hakkındaki bilgisi geniş olarak adlandırılamamaktadır ama küçük görmek de mümkün değildir. Çünkü 17. yüzyılın Rusya’sında, İngiltere de dahil olmak üzere birçok ülkenin yaşam, kültür ve manzara tanımları dahil olmak üzere coğrafyadaki en iyi Avrupa eserleri çevrilmiştir. 17. Yüzyılda Rus halkının İngilizce öğrenme girişimleri görüldü. 1640’lı yıllarda Yaroslav kentinden bir erkeğin hazırladığı İngilizce alfabe, sözlük ve ifade kalıplarını içeren bir elyazması kitap korunmuştur. 18. Yüzyılda Rus ve İngiliz kültürünün gelişimindeki paralelliklerden biri, her iki ülkenin de Avrupa’daki başat tarzların (Fransız, İtalyan) gerisinde kalmış olmalarıdır. Örneğin Avrupa’da yeni-Gotik mimari ortaya çıktığında, İngiltere’de özgün-Gotik binaların inşası devam etti. Bu nedenle, Rusya ve İngiltere “canlı” Orta Çağların ve Orta Çağ tarihinin bir araya geldiği iki ülkedir. Romantik dönemdeki Rus yazarların İngiliz edebiyatına olan ilgisi oldukça fazlaydı. Özellikle Lord Byron’ın şiirine hayranlık duyuluyordu. Lord Byron da Rusya’ya ilgi gösterdi, hatta Rusya’nın hizmetine katılmaktan bahsetti. Romantizm akımı, İngiltere ve Rusya’nın birbirlerine olan coşkularının doruğuydu. Rusya’nın 1862’de Londra’daki Dünya Sergisi’ne katılması, Rus ulusal resim okulunu Avrupa bağlamında temsil etmesi açısından çok önemliydi. Rusya’daki İngiliz etkisi, mimarlık, endüstriyel inşaat, şehirlerin düzenlenmesi, banliyöler ve bahçelerde yansıtıldı. 19. Yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında, sosyalizmin doğduğu İngiltere, Rus muhalif entelijansiyası için cazip hale geldi. Rus devrimciler kongrelerini Londra’da oluşturup örgütlediler. Rus filozofların ve politikacıların gözünde, İngiliz İmparatorluğu Rus İmparatorluğu gibiydi, iki imparatorluğun yakınlaşması için çağrılar yapıldı. Bolşevik Devrimi’nden sonra İngiltere’ye giden Rus göçmen sayısı azdı. Bunlar arasında kraliyet ailesinin bazı üyeleri vardı, en etkili olanları Kadetler’in öncülük ettiği “İngiliz-severler”di. Pavel Milyukov bir süredir İngiltere’deydi, Bolşeviklerin düşmesi durumunda iktidarın en muhtemel adayı olarak görüldü. Britanya’da Rus göçmenler, Almanya veya Fransa’daki gibi kapalı koloni halinde değillerdi. Burada, diğer ülkelerden farklı olarak, Rus entelijansiyası İngiliz kültürünü ve İngilizce’yi öğrenerek asimile olma eğilimine girdi. Bununla birlikte, İngilizce konuşulan dünyayı Rus kültürüne tanıtmada Rus göçünün rolü çok büyüktü (Портал “Культура России”, y.k.).

 

1.5. Rusya’yı İlk Tanıyan: İngiltere

 

Rusya’da açılan ilk yabancı diplomatik temsilcilik, İngiltere Büyükelçiliği’dir. 1656 yılında Moskova’da açıldı ve elçiliğe “Eski İngiliz Konağı” adlı bina tahsis edildi.

 

İngiltere yaklaşık üçyüz yıl süren Romanov hanedanlığını Hollanda’yla birlikte ilk tanıyan ülkedir. Ancak son Romanov hanedanı II. Nikolas 1918’de Bolşevikler tarafından idam edilirken İngiliz Kralı V. George kuzenine[2] yardım etmedi.

 

Lenin’in ticaret anlaşması imzalama teklifini ilk kabul eden ülke yine İngiltere oldu. Anlaşma 16 Mart 1921’de imzalandı. Böylece İngiltere 1917’de kurulan Rus Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’yle diplomatik ilişkileri de facto başlatan ilk ülkedir. İmzadan sonra İngiliz kuşatması kaldırıldı ve Rus limanları İngiliz gemilerine açıldı (Glenny, 1970). 21 Ocak 1924’te Lenin öldü ve yerine geçen Stalin’le de İngiltere anlaştı. 1 Şubat 1924’te SSCB İngiltere tarafından resmi olarak tanındı. Bir gün öncesinde ise yani 31 Ocak 1924 tarihinde SSCB’nin ilk Anayasası kabul edilmişti (Президентская Библиотека, y.k.). Ayrıca İngiltere bugünkü Rusya Federasyonu’nu SSCB’nin yasal halefi olarak 25 Aralık 1991’de tanıyan yine ilk devlet oldu.

 

Özetle: Çarlık Rusya’sını, Sovyet Rusya’sını ve bugünkü Federatif Rusya’yı ilk tanıyan ülke, İngiltere olmuştur. Başka bir deyişle İngiltere, 400 yıldan uzun bir zamandır Rusya’nın uluslararası politik güç ilişkilerinde meşru bir oyuncu olmasını desteklemektedir.

 

1.6. Rus-İngiliz İttifak Kültürü

 

Rusya ve İngiltere’yi birer büyük güç haline getiren süreci, iki ülke arasındaki çatışma ilişkisinde değil, daha çok ittifak ilişkisinde aramak gerekir. İttifaklar, genellikle Rusya ve İngiltere arasındaki coğrafyada kalan üçüncü bir güçlü taraf karşısında kurulmaktadır. Rusya ve İngiltere’yi 17. yüzyıldan beri büyüten temel ittifaklar, Devlet-i Aliyye’ye, Fransa’ya ve Almanya’ya karşı kurulanlardır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nda kurulan Rus-İngiliz ittifaklarını unutmamak gerekir.

 

En etkili ittifak örneklerinden biri, 19. yüzyılın başında Napolyon Fransa’sına karşı kurulandır. Çünkü Batı Avrupa’daki güç dengesinin Fransa’dan İngiltere’ye değişmesinde, Napolyon Fransa’sına karşı kurulan Rus-İngiliz ittifakının payı büyüktür. Napolyon’a karşı zafer sonrasında İngiltere, Atlantik ve Hint Okyanusları’nda diğer Avrupa devletlerinden çok daha güçlü ve etkili küresel bir güç haline geldi. Rusya ise Napolyon’a karşı kazandığı zafer sonrasında artık Avrupa’da ve aynı zamanda da Asya’da büyük ve dikkate değer bir güç olarak kabul ediliyordu.

 

1.7. Sadece İki Savaş

 

Tarihleri boyunca hem Rusya hem İngiltere otuzdan fazla büyük savaşa dahil olmuştur (Potard, 2006:3-4). Aralarında çıkan savaş sayısı ise sadece iki tanedir. Üstelik neredeyse bilinmeyen iki savaştır. Bunlardan biri, Potard’ın sıralamasında da geçen Napolyon savaşları sırasında Baltık Denizi ve Beyaz Deniz’de 1807-1812 yılları arasında gerçekleşen göreli olarak küçük çaplı İngiltere-Rusya deniz savaşıdır. Ancak Potard’ın sıralamasında geçmeyen bir savaş daha vardır. Ekim Devrimi’nden sonra İngiliz komutasındaki binlerce yabancı birlik, 1917’de Rusya’nın kuzey, güney ve doğusundaki başlıca kent ve limanlarda Rusya’yla 18 aydan fazla savaştı. Bir tanığın anlatısına göre Arkhangelsk[3] çevresindeki bataklıklar ve ormanlar bugün hala el bombaları ve patlama parçalarıyla doludur. İngiliz askerleri Mütareke’den sonra da kaldılar ancak Rus topraklarındaki görevlerinin ne olduğuyla ilgili bir fikirleri yoktu. Bir Alman saldırısına karşı Rusya’yı savunmak için mi, yoksa Winston Churchill’in “Bolşevik Devleti’ni daha doğar doğmaz boğdurmak” istediği için mi oradaydılar, bilmiyorlardı (Golysheva, 2017).

 

1.8. Çağdaş Kültürel Eğitimin İki Simgesi: British Council ve Russkiy Mir

 

British Council ve Russkiy Mir, uluslararası birer kültür ve eğitim örgütlenmesidir. Günümüzde kültür ve eğitim alanındaki uluslararası rekabet ilişkilerinde British Council, İngiliz kültürel eğitiminin en kurumsallaşmış örgütü iken, Russkiy Mir de Rus kültürel eğitiminin en kurumsallaşmış örgütüdür.

 

British Council, 1934’te Londra’da kuruldu. Patronu Kraliçe’dir. 1959’da “Birleşik Krallık - SSCB Kültür Anlaşması”nın imzalanmasından bu yanda Moskova’da sürekli ofisi bulunmaktadır. SSCB’nin yıkıldığı 1991’den sonra Rusya genelinde 15 kentte ofisler açtı. 1994’te Kraliçe Rusya’yı ziyaret ettiğinde Moskova’da İngiliz sanat festivali düzenledi, ayrıca Rusya’da Federal ve Bölgesel eğitim kurumlarıyla çalışarak eğitim reformları düzenlemeye çalıştı. 2008’de siyasi ilişkilerin bozulma zemininde Moskova dışındaki tüm ofisleri kapamak zorunda kaldı. İngiltere ve Rusya arasında siyasi ve diplomatik ilişkilerdeki gerilimler arttığında, British Council hemen aradaki kültürel ilişkileri arttırma davranışı sergilemektedir. Örneğin Rusya’nın 2014’te Ukrayna’ya müdahalesi nedeniyle politik ilişkiler soğuduğunda, British Council 2014 yılının “Birleşik Krallık-Rusya Kültür Yılı” olarak düzenlenmesine öncülük etti. Sonradan iki ülke arasında kültür yılları devam etti:  2016 yılı “Dil ve Edebiyat Yılı”, 2017 yılı “Bilim ve Eğitim Yılı” olarak düzenlendi (Bird, 2017). Bu yıl (2019) ise Rusya Federasyonu ve Birleşik Krallık arasında “Müzik Yılı” olarak belirlendi. Günümüzde British Council, 100’den fazla ülkede faaliyet göstermekte olup temel hedeflerinden biri İngilizce dil eğitimi vermektir.

 

Russkiy Mir, 2007 yılında Putin’in imzasıyla kuruldu. Bugün 48 ülkede ofisi bulunmaktadır. İngiltere’deki ofis sayısı ikidir (Londra ve Durham). Temel hedeflerinden biri, dünyadaki eğitim örgütleriyle işbirliği içinde Rus merkezlerinin sayısını arttırmak ve Rusça dil eğitimi vermektir.

 

 

2. RUS VE İNGİLİZ KÜLTÜRLERİ BİRBİRLERİNİ NASIL KONUMLANDIRMAKTADIR?

 

Ruslar ve İngilizler, yaklaşık olarak 500 yıldır birbirleriyle etkileşim halindedir, birbirlerini tanımaya çalışıyorlar ve birbirleri hakkında çeşitli alanlarda farklılaşan algı ve imgeler üretiyorlar. Rus-İngiliz ilişkilerini anlamak için, Rus kültüründeki İngiliz imgelerini ve İngiliz kültüründeki Rus imgelerini dikkate almak gerekir. Aşağıda Ruslar ve İngilizlerin birbirleri hakkında ürettikleri imgeler aracılığıyla birbirlerini nasıl konumlandırdıklarını bir ölçüde açıklığa kavuşturabilecek altı alandan bulgular aktarılmaktadır.

 

2.1. Başlangıçta İlişkinin İki Anlamı: Londra İçin Doğunun Maddi Zenginliğine Ulaşmak – Moskova İçin Batının Manevi Zenginliğine Ulaşmak

 

1553’ten günümüze kadar süreğenliği bulunan Rus-İngiliz ilişkilerine iki tarafın yüklediği anlamlar belli ölçüde farklıdır. Çünkü Londra ve Moskova’nın bu ilişkideki çıkarları farklıdır. İngiltere için Rusya’yla ilişkinin anlamı, büyük ölçüde doğuya açılmak ve ticarettir, Rusya için İngiltere’yle ilişkinin anlamı büyük ölçüde Batı’ya açılmak ve eğitimdir.

 

Neredeyse 500 yıllık bir süreğenliğe sahip Rus-İngiliz ilişkilerinin, iki taraf için ortak anlamı ise, birinin doğuyla diğerinin batıyla ilişkisini kesebilecek aradaki herhangi güçlü bir engelleyiciyi olabildiğince ittifakla bertaraf etmektir.

 

2.2. Günümüzde İlişkinin İki Anlamı: Londra İçin Normu Belirlemek - Moskova İçin Alternatif Norm Oluşturmaya Çalışmak

 

Londra’daki Rus Büyükelçiliği’nin internet sayfasında Rus-İngiliz ilişkilerininin değerlendirildiği sekmede, Kremlin’in İngiltere’ye bakışının genel bir manzarası ortaya konmaktadır. Büyükelçilik sayfasında ilişkideki gerilimli konulardan doğrudan söz edilerek başlanmaktadır: “Rusya ve İngiltere arasındaki ilişkiler tarihsel olarak hiç bu kadar avam olmamıştı. Son yıllarda, politik ilişkimiz istikrarsızlık ve buharlaşıp gitmeyle, göreli olarak iyi ve aşırı düşmanlık arasındaki ani değişikliklerle nitelendi. Ne yazık ki bu, Batı ile ilişkilerimizin tarihsel olarak genel durumunu yansıtıyor. Uluslararası ilişkilerde evrensel hakikat iddiasından vazgeçemeyen Londra, bu tür istenmeyen durumlarda en ön sıralarda yer alıyor” (The Embassy Of The Russian Federation To The United Kingdom Of Great Britain And Northern Ireland, y.k./a).

 

Moskova’daki Britanya Büyükelçiliği’nin internet sayfasında ikili ilişkilere atıf yapan sekmede ise, gerilimli konulara değinilmemekte ve hem iki tarafı hem tüm dünyayı büyütecek fırsatlara odaklanılmaktadır: “İngiltere ve Rusya arasındaki ilişkileri sürdürüyor ve geliştiriyoruz. İngiltere ve Rusya arasındaki ikili siyasi ilişkilere yardımcı oluyoruz ve uluslararası çapta endişe verici meseleleri ele alma konusunda Rus hükümetiyle yakın işbirliği yapıyoruz. Hem İngiliz hem Rus iş çevrelerine geniş bir hizmet yelpazesi sunduğu için İngiltere’nin Rusya’ya ihracatını ve Rusya’ya yatırım yapmasını destekliyoruz. Düşük karbonlu, yüksek büyüme gösteren bir küresel ekonomiyi teşvik ediyoruz, İngiltere ve Rusya arasındaki birinci sınıf bilim ve inovasyon işbirliğinin yanısıra her iki ülkedeki silahlı kuvvetler arasındaki bağlantıları da destekliyoruz” (British Embassy Moscow, y.k.).

 

Son dönemde Rusya Federasyonu ve Britanya arasında çıkan gerilimlerin bir kısmı, her iki tarafın medyada yaptığı yayınlar nedeniyledir. İngiliz tarafı, Rus medyasında gördüğü “sahte haberler (fake news)”e odaklanmaktadır ve Rus medyasında tespit ettiği sahte haberleri kurumsallaşmış bir biçimde ortaya koymaktadır. Rus tarafı ise, İngiliz medyasında gördüğü “sahte haberler”den daha çok “gerçeği ince bir biçimde manipüle eden haberler”i yakalamaya çalışır. Çünkü İngiliz medyasında “sahte haber” olarak adlandırılabilecek bir haber yakalamak zordur, bu haberlere “sahte” denemez, ama “doğru, gerçek” de denemez. Bu bağlamda Rus medyası, son dönemde İngiliz medyasında örneğin “teröre destek niteliğindeki haberler”i tesbit etmeye yönelmiştir.

 

2.3. Kamusal Alanlarda ve Eğitim Kurumunda: Rus İzi - İngiliz İzi

 

Birleşik Krallık’ta kamusal alanlarda Rus kültürüne ait apaçık izler şöyle sıralanabilir: 175 adet sokak ve ev adı, 14 adet Rus örgütü, 75 adet Rus mezarlığı, 38 adet Rus tarihiyle ilişkili yerler, 43 adet Rus Ortodoks kilisesi, 43 adet Mavi Plaket ve Anı Banklar, 33 adet anıt ve heykel (The Embassy Of The Russian Federation To The United Kingdom Of Great Britain And Northern Ireland, y.k./b).

 

Ancak aynı şekilde bunun karşılığını Rusya Federasyonu’ndaki kamusal mekanlarda bulmak zordur. Başka bir deyişle Rusya’daki kamusal mekânlarda doğrudan İngiliz kimliğine sahip kültür ürünlerine rastlamak pek mümkün değildir. Ancak neredeyse 500 yıllık Rus-İngiliz ilişkileri sürecinde Rusya’ya giden nitelikli İngiliz insan gücünün ürünlerinin izlerini Kremlin Sarayı (örneğin göze çarpan saat kulesi, büyük kapılar), Kızıl Meydan (tarihi moda merkezi TSUM), kent parkları, çeşitli Gotik ve Rönesans mimari yapılar, şehir düzenlemeleri ve kiliselere kadar çok çeşitli kamusal alanlarda görmek mümkündür. Özellikle Moskova ve Kremlin’deki Ortaçağ Gotik mimarlığı alanlarında İngiliz ustaların etkisi açıktır. 18. Yüzyılda ise Romantizm akımının etkisi Moskova’da yansıtılmıştır ve o dönemde başlayan heykel bolluğu Rusya için başlangıçta olağandışıydı. Ancak Rusya’da yaklaşık 500 yıldır kamusal mekânlara eklemlenmiş bu İngiliz kültür ürünü parçalar, İngiliz etiketi taşımadan varlığını sürdürmektedir. Yine de Rusya’da kamusal alanlarda İngiliz kültürüne ait birkaç parçadan söz etmek mümkündür: Moskova ve Aziz Peterburg’da birer adet Anglikan kilisesi, Moskova ve Aziz Peterburg’da İngiliz publar, İngiliz sokak adı, mezar, sanat anıtı, saray. Moskova’da açık olan bir adet British Council ve Rusya genelinde British Council’in sertifikasına sahip 18 adet eğitim kuruluşu bulunmaktadır.

 

Moskova İngiltere’de kendisini kamusal mekânlara ‘somut olarak ve Rus olarak’ kazımak isterken, Londra Rusya’da kendisini kamusal mekânlarda ‘Ruslara yardımcı ve Rusların bir parçası olarak’ göstermek istemektedir. Eğitim kurumuna gelince, Moskova İngiltere’de Rusça öğrenimini arttırmak için uğraşmaktayken, Londra Rusya’da hem İngilizce öğrenimini arttırmak için uğraşmakta hem de İngiltere’deki eğitim ve yetenek geliştirme fırsatları konusunda Ruslara cazip seçenekler sunmaktadır. Moskova’nın İngiltere’deki esas etkisi kamusal mekânlarda iken, Londra’nın Rusya’daki esas hedefi ve etkisi eğitim (yaygın ve örgün) ve hukuk kurumu normlarındadır.

 

2.4. İngiltere’de Rus-Korkusu – Rusya’da İngiliz-Severlik

 

İngiltere’de “Rus-korkusu” olarak adlandırılan algı, günümüzde medyanın etkisiyle de yoğunlaştırılan bir inşadır. Tarihsel süreçte de bunun karşılığını görmek mümkündür. İlk karşılaşmalardan beri İngilizler, yaygın olarak Rusya’yı tiranik ve totaliter olarak görmüştür. Ancak Rusya’daki durum farklıdır.

 

18. Yüzyılda Rus Çariçesi II. Ekaterina döneminde batılılaşma süreci hızlandırıldığında Çariçe’nin “İngiliz-sever” olduğunu yazanlar vardır. Tarihsel sürece bakıldığında bugün de bunun izlerini görmek mümkündür. Genel olarak Rusya’nın kültürel ortamında “İngiliz-korku”sundan daha çok “İngiliz-severlik” görülmektedir.

 

Ancak 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın başlarında güney ve orta Asya’da üstünlük sağlamak için Britanya ve Rusya’nın arasındaki jeopolitik rekabette, başka bir deyişle Büyük Oyun’da ortaya çıkıp yayılan Rusça bir deyiş oluştu: “Angliçanka gadit (İngiliz kadın hasta/iğrenç)”. Bu ifade, Britanya’nın Büyük Oyun’da Rusya’ya karşı örtülü ve açık olmayan eylemlerine atıf yapmak için kullanılan bir ifade oldu. “İngiliz kadın iğrenç” ifadesi, Rusya’da diplomasi, ekonomi, casusluk ve propaganda alanlarında kullanıldı. 1837’de Londra’da başa geçen Kraliçe Viktoriya döneminden itibaren bu ifade kullanılıyor olabilir (Киселев, 2016). Bu çeşit ifadeler olsa bile Rusya’da İngiliz-korkusu yok denebilir, daha çok İngiliz-severlik ve İngiliz-hayranlığı vardır. Sırf İngiliz olduğu için sevilebilir biri Rusya’da, bu ise politik alanda olup biten çatışmalardan bambaşka birşeydir. Diğer yandan da Rus devlet armasındaki Aziz Georgi’nin atının ayakları altında mızrağıyla ezilen yılanın, günümüzde İngiltere’yi temsil ettiği algısı Ruslar’da yaygındır.

 

2.5. Gündelik Sohbetlerde İki Temel İmge: “İngiliz Güçlüdür” – “Rus Güçlenmek İçin Herşeyi Yapar”

 

2013-2019 yılları arasında Rusya ve İngiltere’de çeşitli kentlerde gerçekleştirilen gündelik yaşam sohbetlerinde Ruslara İngilizler hakkında ve İngilizlere de Ruslar hakkında ne düşündüğü sorulduğunda belli ölçülerde toplumsal-demografik özelliklerine göre de değişiklik gösteren yanıtlar alınmıştır. Yanıtlar, hakkında konuştukları etnik gruptan arkadaşlarının olup olmaması ve İngiltere’yi ya da Rusya’yı ziyaret edip etmemiş olmalarına göre de değişmektedir. Ayrıca Soğuk Savaş deneyimini yaşamış olup olmadıkları da yanıtlarını etkilemektedir. Soğuk Savaş deneyimi özellikle Rusların yanıtlarını etkilemektedir.

 

Görüşülen Ruslardan alınan yanıtlarda İngiliz imgesi: Yaşı, cinsiyeti, eğitim ve gelir durumu ne olursa olsun Ruslar İngilizlerin güçlü yönlerini (örneğin parasal zenginliklerini) beğenerek vurguluyorlar. İngilizlerin “kibarlığı” Rusların en fazla dikkatini çeken özelliklerden biridir, bunu Rus kültüründen oldukça farklı buluyorlar. Ancak Sovyet deneyimini yaşamış olan bazı Ruslar, günümüzde Rus politik otoritesinin Büyükelçilik sayfasında ve Rus medyasında yansıtılan “İngiliz esas düşmandır” örtük imgesine benzer bir imge çiziyorlar. Sovyet deneyimini yaşamış olan bazı Ruslar, İngilizlerin istihbaratlarının güçlü olduğu ve “güvenilmez” oldukları vurgusu da yapıyorlar. Diğer yandan Sovyet deneyimini yaşamış olan bazı Ruslar ise İngilizler hakkında olumlu konuşuyorlar, örneğin İngiliz edebiyatına hayranlıklarını dile getirebiliyorlar. İngiltere’yi hiç ziyaret etmemiş Ruslarda İngilizlere yönelik en olumsuz algı “fazla eşcinsel oldukları” şeklindedir. İngiltere’yi ziyaret etmiş olan Ruslar şunu da diyebiliyorlar: “İngilizlerin umurunda değiliz”. Bir kez İngiltere’yi ziyaret etmiş olan 30 yaşlarındaki bir Rus erkeği biraz kahkaha atarak şunu demiştir: “Patriotum (Rus vatansever), İngiltere’ye gittiğimde birden patriot olmak anlamsızlaştı, ama şimdi Rusya’dayım ve hala patriotum”. Özellikle Kırım’ın ilhakı sonrasında ortaya çıkan “Kırım bizim (Krım naş)” sloganının şaka yollu da olsa, Londra için atan Ruslara rastlanmıştır: “Londra bizim (London naş)”. Yapılan olumsuz değerlendirmelere ve politik çatışmalara rağmen, Ruslarda yaygın bir “İngiliz-sever” tutum söz konusu olduğu söylenebilir.

 

Görüşülen İngilizlerden alınan yanıtlarda Rus imgesi: Yaşı, cinsiyeti, eğitim ve gelir durumu ne olursa olsun İngilizler Ruslarla ilgili genellikle olumsuz vurgu yapmaktadırlar.[4] Rusların aşırı derecede “paraya düşkün oldukları ve para için herşeyi yapabilecekleri” vurgusunu sıkça yapmaktadırlar. Bu nedenle de Rusların “güvenilmez” olduğu söylenmektedir. Aynı zamanda medyayı sık izleyen İngilizler, genellikle Rusya’daki politik yönetime atıf yaparak Ruslar hakkında ne düşündüğünü söylemektedir: “totaliter bir yönetim var, Putin diktatör, insanlar ondan korkuyorlar, eşcinsellere baskı var”. Sovyet deneyimini yaşamış ve medya izleyen İngilizler, Ruslarla ilgili olarak “casuslar” vurgusu da arasıra yapmaktadır.

 

İngilizler’deki Rus imgesine ilişkin bulguların, Winston Churchill’in Ruslar hakkında 1939’da dile getirdiği bir sözle tutarlı olduğu görülmektedir. Churchill şöyle demiştir: “Onların [Rusların] güç kadar hayran oldukları başka bir şey yoktur. Zayıflık kadar da az saygı duydukları bir şey yok, özellikle de askeri zayıflık” (Marshall, 2016:4-5).

 

Gündelik yaşamdaki imgeler araştırmasında karşılaşılan zorluklardan biri şu olmuştur: İngilizlere Ruslar hakkında ne düşündüğü sorulduğunda yanıt almak oldukça zor iken, Ruslara İngilizler hakkında ne düşündüğü sorulduğunda yanıt almak çok daha kolay olmuştur. Bunun nedenlerinden biri İngiliz kültüründe “etnik kimlik” dolayımıyla düşüncenin şekillenmesi oranının, Rus kültürüne göre daha az olmasından kaynaklanmaktadır. İngilizlerin gündelik sohbetlerini “etnik, ırksal, dini, toplumsal cinsiyet tercihi” gibi değişkenler pek belirlememektedir. Ancak Rusların sohbetlerinde söz konusu değişkenlere daha sık ve daha kolay rastlamak mümkündür.

 

Gündelik yaşamdan elde edilen bulgulardaki imgeler; Büyükelçilerin sayfalarında ve Medya kuruluşlarının yayınlarında (örneğin Roskomnadzor ve BBC) üretilen politik imgelerden farklılaşmaktadır. Ancak yine de İngiliz medyasındaki Rus imgesiyle İngilizlerin gündelik yaşamlarındaki Rus imgesinin epey tutarlı olduğu söylenebilir. Rus medyasındaki İngiliz imgesiyle Rusların gündelik yaşamlarındaki İngiliz imgesinin ise tutarsızlık oranı daha yüksektir.

 

2.6. Rusça Şarkı “London” – İngilizce Şarkı “Moscow”

 

Günümüzde aynı dönemde çıkan ve karşı tarafın başkentinin adını taşıyan iki şarkı, iki tarafın birbirine bakışını özetler niteliktedir. 2012 yılında Rus şarkıcı Grigoriy Leps “London” adlı Rusça bir şarkı söylemeye başlar. Şarkı sözlerinde Rusların Londra’da bulunmakla ilgili olumlu algılarının ve Londra-severliklerinin (neredeyse İngiliz-severliklerinin) bir temsili söz konusudur. 2013 yılında Londra merkezli müzik grubu Autoheart’ın yayınladığı “Moscow” adlı İngilizce şarkı ise, İngiltere’nin Rusya’ya karşı tutumunu ve algısını özetler niteliktedir. Rusya’da eşcinsellerle ilgili bir kısıtlama yasası gündeme geldikten sonra çıkan ve yayınlanan şarkının klibinde iki Rus erkek, Kremlin meydanındaki Aziz Basil Kilisesi önünde Rus politik, askeri ve dini otoritelere meydan okuyarak cinsel içerikli fiziksel temasta bulunmaktadır.

 

 

3. RUS-İNGİLİZ KÜLTÜREL İLİŞKİLERİ TÜRK KÜLTÜRÜNÜ NASIL ETKİLEMEKTEDİR?

 

Yoğun olarak Ruslar ve İngilizler arasındaki büyük coğrafyada hâkimiyet kuran Türkler üzerinde, Rus-İngiliz ittifak ilişkilerinin de rekabet ve çatışma ilişkilerinin de etkisi bulunmaktadır. Benzer şekilde Fransızlar ve Almanlar üzerinde de Rus-İngiliz ilişkilerinin etkisi bulunmaktadır.

 

Ruslar ve İngilizler arasındaki ittifak süreçlerinin etkisi, Türklerin gücünü sınırlandırma ve azaltma biçiminde olmaktadır. Aralarındaki rekabet ve çatışma süreçlerinin etkisi ise, Türkleri kendi tarafına çekme ve kendi gücünden genellikle borçlandırarak pay verme biçiminde olmaktadır. İngilizler, Türklerin doğuyla olan ilişkilerini kesmemesine; Ruslar ise Türklerin batıyla olan ilişkilerini kesmemesine odaklanmaktadır. Ayrıca tarihsel olarak hem Moskova hem Londra Türklerin Avrasya’nın güneyindeki hâkimiyetini kırmayı hedeflemiştir. Bu etki konusuna, aşağıda tarihsel ve güncel birkaç örneğe başvurularak değinilmektedir.

 

3.1. Büyük Paylaşım: “Güney ve Uzak Asya Türkleri” İngilizlere, “Doğu Avrupa ve Orta Asya Türkleri” Ruslara

 

Üçüncü Romanov hanedanı Rus Çarı Fyodor Alekseeviç’in yönetimini ilk tanıyan ülke İngiltere olmuştur. Çar Fyodor Alekseeviç’in hükümranlığı süresince, 1677-1681 yılları boyunca “en büyük işi Türkiye’ye karşı savaş”tır (Орлов vd., 2005:129).

 

Yunanistan’ın Devlet-i Aliyye’den ayrılmasıyla sonuçlanan 1821-1830 yılları arasındaki savaşta Rus, İngiliz ve Fransız işbirliği söz konusu olmuştur. 20 Ekim 1827’de gerçekleşen Navarin Deniz Savaşı’nda Osmanlı-Mısır güçlerine ait 60 gemi tüm personeliyle birlikte Rus-İngiliz ve Fransız donanması tarafından yok edilmiştir. Üç yıl sonra Yunanistan, Devlet’i Aliyye’den ayrıldı.

 

Bulgaristan’ın Devlet-i Aliyye’den 1878’de ayrılmasında da Rus-İngiliz/Amerikalı işbirliği söz konusudur. Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında “Bulgaristan sorunu” kavrayışı ilk kez Amerikan misyonerleri tarafından dile getirildi. Amerikalı Profesör Will S. Monroe 1914’te yayınladığı Bulgaria and Her People adlı kitabında “ABD’nin kurulması, eğitimi ve gelişiminde önemli rol oynadığı Avrupa’daki tek ülke, Bulgaristan’dır” diye yazmaktadır (Raichevsky, 2003:7). Temmuz 1876’da Britanya literatüründe de “Bulgar ajitasyonu” meselesi dile getirilmeye başlandı (Българската Академия на Науките, 1987). Moskova, Bulgaristan’ı Devlet-i Aliyye’den kendisinin (Rus Çarı II. Aleksandr tarafından) kurtardığı üzerine geniş bir tarihyazımı üretmiştir, aynı şekilde Anglo-Saksonlar (İngiltere ve özellikle ABD) da kendilerinin kurtardığı ile ilgili Rus tarihyazımının karşısına kendi tarihyazımlarını çıkarmaktadırlar. Moskova her yıl, Bulgaristan’ın Türkler’den kurtarılışını 3 Mart tarihinde anmaktadır, aynı şekilde ABD’de de her yıl düzenlenen bir festivalde Bulgaristan’ın bir Amerikalı gazeteci ve savaş muhabiri (MacGahan) tarafından kurtarılışı anılmaktadır. MacGahan’ın Ohio’daki mezar taşında “Bulgaristan’ın Kurtarıcısı” diye yazmaktadır. Sofya’da parlamento karşısındaki Rus Çarı II. Aleksandr’ın heykelinde de “Bulgaristan’ın Kurtarıcısı” diye yazmaktadır. MacGahan 1877-78 Türk-Rus Savaşı’nda Rus ordusunun içinde savaş muhabirliği de yapmıştır. MacGahan, 1876’da Türklerin “katlettiği” Bulgarlardan bahseden yazılar ve kitap yazar. Yazıları Londra ve New York’ta yayınlanır. Bahsettiği katliamlar nedeniyle MacGahan, 1877-78 Türk-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) İngiltere’yi Türk tarafını Ruslara karşı doğrudan desteklemekten alıkoyan kişi diye de bilinir (Raichevsky, 2003:7-13). Aynı dönemde Dostoyevski de Türklerin “katlettiği” Bulgarlardan bahseden ifadelerin geçtiği edebi çalışmalar yazar. Ancak yine de İngiltere, Balkanlar’da büyük bir Slav devleti kurulmasını her zaman kendi çıkarları için tehdit olarak görmüş ve bunu engellemek için uğraşmıştır (Трайкова vd., 1993). Bu engellerden temel bir örnek olarak şu verilebilir: İngiltere, 3 Mart 1878’de Rusya ve Devlet’i Aliyye arasında imzalanan Yeşilköy Anlaşması’yla çizilen Büyük Bulgaristan sınırlarından rahatsız olduğu için birkaç ay sonra 13 Temmuz 1878’de Bulgaristan’ın bugünkü daha küçük sınırlarını belirleyen Berlin Anlaşması’nın imzalanmasını sağlamıştır.

 

Bulgaristan üzerinde 19. yüzyılın sonunda görünen Rus-İngiliz ittifakının izlerini, 20. yüzyılda da sürmek mümkündür. 1907 İngiliz-Rus Konvansiyonu’nda İran, Afganistan ve Tibet’le ilgili kararlar alındı. Buna göre İran’daki etki alanları belirlenip İran paylaşıldı, hiçbir ülkenin Tibet’in iç işlerine karışmaması şart koşuldu ve İngiltere’nin Afganistan üzerindeki etkisi tanındı. Ancak Konvansiyon kapsamında apaçık dile getirilmeyen bir konu daha bulunmaktadır. Britanya Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey, 1907 yılında imzalanan İngiliz-Rus Konvansiyonu kapsamında,İngiltere’nin Balkanlar’daki Rus siyasetine destek vermiş olma durumuna da işaret etmiştir (The Editors of Encyclopaedia Britannica, y.k.). Ayrıca 1944’te Moskova’da yapılan toplantının belgesinde de Bulgaristan üzerinde Ruslarla uzlaşmak konusunda özellikle Anglo-Saksonların (İngiltere ve ABD) en istekli olduğu yazmaktadır (LSE, y.k.).

 

3.2. Güncel Örnekler: Türkleri Kendi Tarafına Çekme Eğilimi

 

Günümüzde Moskova ve Londra arasındaki en büyük gerilim konularından biri Ukrayna üzerinden çıkmaktadır. Ancak yine de İngiltere, Rusya’nın Ukrayna’da 1932-33’te uyguladığı Açlık-Kırımını (Galadamor, Holodomor) “soykırım” olarak tanımamıştır.

 

20. yüzyılın başında gerçekleşen çeşitli nüfus politikalarını, “soykırım” olarak tanımlama ya da tanımlamama konusunda günümüzdeki popüler akım karşısında en dikkatli duran ülkelerden birinin İngiltere olduğu söylenebilir. Buna Türkiye’yi de ilgilendiren bir örnek olarak “1915” verilebilir. İngiltere, Devlet’i Aliyye’nin 1915’te uyguladığı nüfus politikasını “soykırım” olarak tanımamaktadır. Çünkü İngiltere, “1915”i “soykırım” olarak tanımlayacak somut bir durumun ve verilerin olmadığını söylemektedir. Ancak Rusya, “soykırım” olarak tanımıştır. Dolayısıyla bu örnekte İngiltere’deki Anglo-Sakson gücünün değil, daha çok ABD’deki Anglo-Sakson gücünün yanında durmuştur. Ancak bu tanım farklılığı üzerinden bir İngiliz-Rus gerilimi de söz konusu değildir.

 

 

SONUÇ

 

1553 yılından beri Rus-İngiliz kültürel ilişkilerinin temel ilkesinin “katı bir karşılıklılık” ilkesi olduğu söylenebilir. Söz konusu karşılıklılık ilkesine, gündelik yaşam alanındaki ilişkilerden politik ilişkilere kadar çeşitli düzlemlerde yoğun olarak rastlanmaktadır.  

 

Ayrıca Rus-İngiliz kültürel ilişkilerini belirleyen temel etkenlerden birinin iki taraftaki kültürün temel üreticileri ve dağıtıcıları olduğu görülmektedir. Buna göre Rus-İngiliz kültürel ilişkisinin İngiliz tarafında misyonerler, gazeteciler, yazarlar, sanatçılar, öğretmenler, diplomatlar, tüccarlar bulunmaktadır, Rus tarafında ise politik ve askeri otorite, dini otorite ve diplomatlar bulunmaktadır.

 

Bugün Moskova’nın merkezindeki tarihsel-kültürel doku, Rusya’nın Altın Orda, Polonya, Devlet-i Aliyye, Fransa ve Almanya’ya karşı kazandığı tarihi zaferlere adanmış anıtlarla örülü olduğu görülmektedir. Bu anıtlarda temsil edilen tarihi zaferlerin çoğu, Rus-İngiliz ittifakıyla elde edilmiştir. Moskova’nın tarihsel-kültürel dokusunda İngiltere’ye karşı kazanılmış bir zafer anıtına ise rastlanmamıştır. Ancak İngiltere’yle ilgili olarak Rus-İngiliz kültürel ilişki anıtı olarak adlandırılabilecek bugün müze olan Eski İngiliz Konağı bulunmaktadır. Bu Konak, aynı zamanda Rusya’nın Avrupa’yla ilişkilerinin ilk maddi kültür alanındaki simgesidir.

 

Sonradan temel rakipler olarak ortaya çıkacak olan İngiltere ve Rusya, birbirlerinin güçlenmesinde en başlıca rollerden birini oynamışlardır. Bir yandan Londra, Rusya’nın kuzey deniz yoluyla “en Batı”ya, bir anlamda kendisine ulaşmasına yardım etti, diğer yandan Moskova da İngiltere’nin kuzey deniz yoluyla “en doğu”daki zenginliklere ulaşmasına yardım etti. Türk kültürü üzerindeki etki tam da bu çapraz ilişkiden kaynaklanıyor. İki tarafın da ilişki kurmak ve açılmak istediği coğrafyada büyük nüfusa sahip Türk toplulukları bulunmaktadır. Dolayısıyla aralarındaki ittifakta genel olarak güneybatı Türklerinin Rusya’ya, güneydoğu Türklerinin de İngiltere’ye verildiği söylenebilir.

 

Yaklaşık 500 yıllık tarihi sürece bakıldığında: Rus-İngiliz ittifakı söz konusu olduğunda ne Fransa’nın, ne Almanya’nın ne Türkiye’nin bu ittifaka karşı bir şansı olmuştur. Bu süreç yakın gelecekte de devam edecek görünmektedir. Rus-İngiliz ilişkileriyle ilgili Türk kültürü açısından en temel sorunlardan biri, Türk kültürünün söz konusu tarafların ürettiği kültürel ürünleri bünyesine ayrı parçalar halinde katması, söz konusu parçalar arasındaki ilişkiye yabancılaşması ve bu parçalar arasındaki ilişkiyle ilgili bilgi üretiminin sınırlılığıdır. Bu parçalar arasındaki ilişkiyle (Rus-İngiliz kültürel ilişkileri) ilgili bilgi sınırlılığı devam ettiği sürece, bu ilişkideki hem ittifak hem rekabet/çatışma süreçleri tarafından Türk kültürünün büyük ölçüde belirlenme durumu devam edecek görünmektedir.

 

 


[1] Rus tarihyazımında Çar Fyodor Alekseeviç’in hükümranlığı süresince “en büyük işi Türkiye’yle savaştır, 1677-1681”diye geçmektedir (bkz. Орлов vd., 2005:129).

 

[2] İngiliz Kralı V. George ve son Rus Çarı II. Nikolas akrabadır (kuzen).

 

[3] Arkhangelsk, Rus-İngiliz ilişkilerinin başlamasına aracılık eden kenttir. 1553’te ticari ve diplomatik ilişki talepleriyle Rusya’ya ilk kez Arkhangelsk’ten giriş yapan İngilizler, 364 yıl sonra kenti bombalıyorlar.

 

[4] Görüşülen İngilizler Türkler hakkında ise genellikle olumlu konuşmaktadır. Örneğin neredeyse tüm ülkeleri gezmiş olan 50 yaşlarında bir İngiliz erkeği, “en sevdiğim insanlar Tayvanlılar ve Türkler” demiştir. Türkiye’yi ziyaret etmiş olan İngilizler ise şöyle diyebilmektedir “Türklere bayılıyorum, çok sıcak insanlar”. Oysa görüşülen Rusların, Türkler’le ilgili olarak görüşülen İngilizlerin yaptığı gibi böyle olumlu vurgular yaptıklarına hiç rastlamadım.

 

 

KAYNAKÇA

 

БЪЛГАРСКАТА АКАДЕМИЯ НА НАУКИТЕ (1987). Българо-Английски Отношения в Ново и Най-Ново Време, Издателство на Българската Академия на Науките, София.

 

BIRD, M. (2017). “Large scale and long term: the UK’s cultural relationship with Russia”, https://www.britishcouncil.org/research-policy-insight/insight-articles/cultural-relationship-russia, 25.11.2019.

 

BRITISH EMBASSY MOSCOW (y.k.). “British Embassy Msocow”, https://www.gov.uk/world/organisations/british-embassy-moscow, 25.11.2019.

 

GLENNY, M. V. (1970). “The Anglo-Soviet Trade Agreement, March 1921”, Journal of Contemporary History, Vol. 5, No. 2, pp. 63-82, https://www.jstor.org/stable/259745?seq=1, 25.11.2019.

 

GOLYSHEVA, N. (2017). “When Britain Invaded Russia”, BBC Sounds,  https://www.bbc.co.uk/sounds/play/b098nlcm, 25.11.2019.

 

GUZEVA, A. (2018). “6 Russian-British royal relations that changed the course of history”, https://www.rbth.com/history/329096-russian-tsars-british-royals, 25.11.2019.

 

KEYDER, Ç. (2012). “Anglo-Sakson Modeli Niçin İstisnadır?”, Tarihsel Sosyoloji: Stratejiler, Sorunsallar, Paradigmalar, 2. Baskı, Der. Ferdan Ergut ve Ayşen Uysal, sf: 39-56, Dipnot Yayınları, Ankara.

 

КИСЕЛЕВ, Д. (2016). “Киселев объяснил выражение ‘англичанка гадит’”, https://www.vesti.ru/doc.html?id=2711887, 25.11.2019.

 

LSE (y.k.). “Record of meeting at the Kremlin, Moscow between Secretary of State for Foreign Affairs A. Eden and Mr. Molotov on 10 October 1944, at 7pm”, Browse British-Soviet Relations Archive material by year of publication, http://www.lse.ac.uk/ideas/projects/british-soviet-archive/year, 25.11.2019.

 

MARSHALL, T. (2016). Prisoners of Geography, Elliott and Thompson Limited, London.

 

ОРЛОВ, А.С., ГЕОРГИЕВ, В.А., ГЕОРГИЕВА, Н.Г., СИВОХИНА, Т.А. (2005). История России, Учебник, 2-е издание, Проспект, Москва.

 

ПОРТАЛ “КУЛЬТУРА РОССИИ” (y.k.). “Очерки История Развития Российско-Британских Культурных Связей”, http://www.russianculture.ru/brit/brit1.htm, 06.10.2019.

 

POTARD, G. (2006). “Guernica 2006: Sonification of 2000 Years of War and World Population Data”, Proceedings of the 12th International Conference on Auditory Display, http://cogsci.eecs.qmul.ac.uk/oldpages/icad2006/proceedings/concert/guernica.pdf, 25.11.2019.

 

ПРЕЗИДЕНТСКАЯ БИБЛИОТЕКА (y.k.). “Принята первая Конституция СССР”, https://www.prlib.ru/history/618994, 25.11.2019.

 

RAICHEVSKY, S. (2003). America and The Bulgarians – Till The Constituent Assembly of 1879, Translated by Maya Pencheva and Todor Shopov, National Museum of Bulgarian Books and Polygraphy, Sofia.

 

RUSSKIY MIR (2016). “Old English Court Reopens in Moscow”, https://www.russkiymir.ru/en/publications/201573/, 25.11.2019.

 

THE EDITORS OF ENCYCLOPAEDIA BRITANNICA (1998). “Muscovy Company”,  https://www.britannica.com/topic/Muscovy-Company, 25.11.2019.

 

THE EDITORS OF ENCYCLOPAEDIA BRITANNICA (y.k.). “The Triple Entente”, https://www.britannica.com/topic/20th-century-international-relations-2085155/The-Triple-Entente, 25.11.2019.

 

THE EMBASSY OF THE RUSSIAN FEDERATION TO THE UNITED KINGDOM OF GREAT BRITAIN AND NORTHERN IRELAND (y.k./a). “Russo-British Bilaterial Relations”, https://www.rusemb.org.uk/ruuk/, 25.11.2019.

 

THE EMBASSY OF THE RUSSIAN FEDERATION TO THE UNITED KINGDOM OF GREAT BRITAIN AND NORTHERN IRELAND (y.k./b). “Russian Places in UK”, https://www.rusemb.org.uk/russiansightsinuk/, 25.11.2019.

 

ТРАЙКОВА, В., ГРЕБЕНАРОВ, А., КARAGANEV, Р., ПРАХОВА, Р. (1993). Британски Дипломатически Документи пo Българския Национален Въпрос. Том  1 (1878-1893). Македонски Научен Институт, София.

 

 

 

* Metin:

 

  • Birinci olarakII. Uluslararası Türk-Rus Dünyası Akademik Araştırmalar Kongresi’nde (Gazi Üniversitesi, Ankara, 15-17 Kasım 2019) bir bildiri olarak sunuldu.

 

  • İkinci olarak, aşağıdaki künyeyle yayınlandı:

Dinç, Vildane (2019). “Rus-İngiliz Kültürel İlişkileri ve Türk Kültürüne Etkileri”, Türkiye ve Rusya – Siyasi, Sosyal ve Kültürel Yönleriyle 3, Editör: Muhammet Mücahit Küçükyılmaz, Ankara: Berikan Yayınevi, ISBN: 978-605-7634-98-6.

 

  • Üçüncü olarak, birkaç gramatik düzenleme ve anlaşılırlığı arttırma amacıyla birkaç ek açıklamayla burada yayınlanmaktadır.
 
 
 

YORUMLAR (0)