Dillerarası Etkileşim Süreçlerini Belirleyen Kimi Etkenler *

Bu makalede dillerarası etkileşim süreçlerinde kimi dil-içi ve dil-dışı etkenlerin dillerin konumu, yapısı, işlevselliği, süreğenliği, kapsamı ve saygınlığı üzerindeki belirleyici etkileri güç ilişkileri bağlamında değerlendirilip tartışılmaktadır. Dillerarası etkileşim süreçleri; makro düzeyde kültürler, orta düzeyde örgütlü güç odakları ve mikro düzlemde ise kültürel değerler ile toplumsal konumların taşıyıcı-eyleyicileri olan kişilerarası etkileşim süreçlerinin parçası olarak düşünülebilir. Dolayısıyla dillerarası etkileşim süreçlerini kapsayan güç ilişkileri ağı, farklı dilleri temsil eden güç odakları arasındaki kaynak (özellikle de insan kaynakları) paylaşımı üzerine sürdürülen savaş alanlarının bir parçasını oluşturur. Ayrıca dil planlaması olgusunun değişik boyutları; dil planlamasının amaçları, dil planlamasında karar vericileri güdüleyen dil ideolojileri, politik otoritenin dil politikaları, dil planlamasının bileşenleri arasındaki eşgüdümlülük derecesi vb. hedef dillerin konumu, yapısı, işlevselliği, süreğenliği, kapsamı ve saygınlığı üzerinde yarattığı nicel ve nitel etkiler de makalede işlenmektedir.
güç ilişkileri, dillerarası etkileşim, dil planlaması

Giriş

Dillerarası etkileşim süreçleri biyo-fizyolojik ve toplumsal-kültürel gerçekliği oluşturan koşulların yarattığı ortamdaki türlü varlıklar arasındaki ilişki ve etkileşim süreçlerinin “insana özgü” bir çeşididir. Dillerarası etkileşim süreçleri farklı disiplinler ve disiplinlerarası çalışmaların ilgi odaklarına göre değişik yaklaşımlarla ele alınıp incelenmektedir.


Bu yazıda dillerarası etkileşim süreçleri; güç ilişkileri bağlamında, etkileşim sürecinde bulunan dillerin işlevsellik ve süreğenlik kabiliyetlerinin nasıl etkilendiği ile ilgili yapılmış ve yapılmakta olan sorunsallaştırmalar ışığında kimi kavramsal ve söylemsel çerçeveler temelinde değerlendirilip tartışılmaya çalışılacaktır.


Konu ile ilgili doğrudan tartışmaya geçmeden önce kimi önkabul ve varsayımları belirtme, aşağıda yapılacak olan açıklama ve tartışmaların anlaşılır olabilmesi açısından yararlı ve işevuruk olacağı düşünülebilir. Dillerarası etkileşim süreçleri; kültürlerarası dolayısıyla da kültürel değerlerin taşıyıcı-eyleyicileri olan kişilerden oluşan güç odakları arasındaki etkileşim süreçlerinden ayrı düşünülemez. O halde ‘dil ile kültür’ ve ‘dil ile insan’ arasındaki ilişkinin nasıl bir ilişki olduğu sorusu, sorulabilir.


1. Dil-kültür ilişkisinde; kültürün temel öğelerinden biri sayılan dilin, toplumsal-kültürel gerçeklik alanında insana özgü kurumsal ilişki ve etkileşim ağlarının neredeyse tüm alanlarında işlev gördüğü görülmektedir. Aşağıda verilen çizimde toplumsal-kültürel gerçeklik alanına ait çeşitli etkinlik alanları ile dilsel alan arasındaki ilişkiler ağı basitleştirilerek şematik bir biçimde verilmektedir:

1. Çizim: Kültür haritası (Güvenç, 1999: 107)


2. Dil-insan ilişkisinde; dil, bir canlı varlık türü olarak insanı ‘insan’ yapan niteliksel özelliklerden biri sayılmaktadır. Aristo, insanı; düşünen, akıllı, politik ve toplumsal bir canlı olarak tanımlarken aynı zamanda konuşan bir canlı olarak da tanımlamıştır (Çelik, 2010). Heidegger, dil ile insan ilişkisi bağlamında “Dil varlığın evidir. İnsan dilin sağladığı yerde yaşar” der (Heidegger, 1947: 1). Dil; özneye gereksindiği, bireysel, bilişsel, soyut, anlatımsal, uzlaşımsal, kavranabilirlik, güncelleşen, etkileşimsel ve toplumsal bir dizge niteliği taşıdığından, insan etkeninden ayrı sayılamaz, var olamaz (Durak, 2010).


3. Dillerarası etkileşim süreçleri, sistemlerarası evrensel etkileşim süreçlerinden ayrık tutulamaz. Dillerarası etkileşim süreçleri; hem birleştirici (işbirliği, uyarlanma, özümseme), hem de ayrıştırıcı (rekabet, karşıtlık ve çatışma) süreçleri temelinde ele alınabilir.


4. İki veya daha fazla sistem arasında gerçekleşen etkileşim sürecinde, tarafların eşit miktarda etkilenip-etkilemeleri niteliksel olarak olanaklı görünmemektedir. Ancak nicel olarak evrensel veya yerel çapta uzlaşılarak standartlaştırılmış ve kurallaştırılmış ölçütler kullanılarak kimi istisnai durumlarda fiziksel gerçekliği olmayan eşit sanılan miktarlar elde edilebilir. Aşağıdaki çizim sistematik birimler arasındaki -dillerarası olarak da düşünülebilir- orantılı etkileşim düzeylerini şematik olarak basitleştirilmiş biçimiyle yansıtmaktadır:

2. Çizim: Birimlerarası/ dillerarası orantılı etkileşim düzeylerini yansıtan bir çizim


Politik Meşruluk Açısından Dillerarası Konum Farklılıkları

Günümüz koşullarında güç ilişkileri sürecinden bağımsız görünmeyen dillerarası etkileşim -burada daha çok konum belirleme- süreçleri politik meşruluk bağlamında, üç ayrı düzlemde dillerin işlevselliği ve kullanım değerlerinin farkı açısından değerlendirilebilir:

1.   Küresel çapta resmileştirilmiş diller: İngilizce, Rusça, Arapça, Çince, Fransızca, İspanyolca (Birleşmiş Milletler Teşkilatı, y.k.),

2.   Ulus-devletlerin egemenlik alanlarında resmileştirilmiş diller: ABD’de İngilizce, Rusya Federasyonu’nda Rusça, İran’da Farsça, Bulgaristan’da Bulgarca, Almanya’da Almanca, Yunanistan’da Yunanca, Fransa’da Fransızca, İtalya’da İtalyanca vs,

3.   Resmileştirilmemiş ya da siyasi otoriteler tarafından alınan politik kararlarla resmi ilişkilerde kullandırılmayan -çoğu zaman da yazı ve yazışma dili olma olanağı engellenmiş- diller (İran, Irak, Yunanistan, Bulgaristan, Rusya, Afganistan, Almanya ve Çin’de Türkçe; Amerika Birleşik Devletleri’nde Ova Apaçicesi, Hupaca, Navahoca, Çirikavaca vs.).


Güç ilişkileri bağlamında dillerarası etkileşim sürecinde, dillerin karşılıklı konumlarını belirleyen ‘dil dışı kurumsal dizgelerin etkisi’, son derece önemli sayılmaktadır. Söz konusu kurumsal etkenlerin başında; dilleri sorunsallaştırıp hedef haline getiren siyaset kurumu ve siyasi otoriteyi besleyen güç odaklarının etkin olduğu söylenebilir. Dolayısıyla dillerin konum ve işlevsellik oranlarının, mensubu oldukları toplumsal-kültürel yapıların çeşitli yaşam alanlarındaki toplam üretim ve tüketim miktarlarının oranı ve niteliği ile doğrudan ilgili olduğu görülmektedir.


Örneğin Arapçanın, İslam coğrafyasında din kurumunun ‘kaynak dil’ işlevini gördüğünden ilgili ‘yaşam alanları’ ve ‘etkileşim ağlarında’ saygın bir konuma sahip oluşu diğer dillere karşı konumunu doğrudan etkilemektedir. Diğer bir örnekte ise İngilizcenin hem küresel güç ve sermaye, hem de bilim ve teknoloji alanındaki egemenliği diğer dillere karşı konumunu doğrudan etkilediği görünmektedir. Üçünü bir örnekte: İmparatorluk Rusya’sı, Sovyetler Birliği ve bugün eski Sovyetler Birliği coğrafyasında Rusçanın diğer dillere karşı toplumsal-kültürel gerçeklik alanındaki işlevselliği, saygınlığı ve konumu Rus siyasi otoritesinin yayılmacı ideolojisinin politik uygulamaları sonucunda toplumdilbilimsel bir olgu olduğu söylenebilir.


Çağcıl toplumlarda çeşitli yaşam alanları ve kurumsal ilişkiler ağında giderek hızla artan işbölümü ve uzmanlaşma süreçlerinin; dillerin işlevsel özelliklerinin gelişimini, saygınlığını ve konumunu doğrudan etkilediği söylenebilir. Bu bağlamda aşağıda verilen çizimde olduğu gibi A ve B toplumlarında dil dışı değişik toplumsal ilişki ve etkileşim alanlarındaki -iktisat, siyaset, hukuk, aile vs.- gelişmişlik, karmaşıklık ve farklılaşma süreçlerindeki yoğunluk düzeyi farkının; dilin konum, işlevsellik ve saygınlığını nitelik ve nicelik açısından değişik oran ve yönlerde etkilediği söylenebilir:

3. Çizim: Dillerarası etkileşim ve dil planlaması süreçlerini belirleyen dil dışı kurumsal değişkenler
Etkileşim sürecinde ‘başat’ ve ‘bağımlı’ ya da ‘baskın’ ve ‘bastırılmış’ konumdaki dillerin değişen koşullarda kullanım alanlarının ‘yayılma’ ve ‘daralma’ ya da ‘işlevsellik’ ve ‘işlevsizlik’ oranlarının aşağıda belirtilen bazı temel unsurların işleyiş mekanizmasına bağlı olduğu söylenebilir:

1. Dilin sistematik bütünselliği ya da kalıp koruması,

2. Dilin ‘değer genelleme’ yetilerinin dolayısıyla da ‘kapsama’ gücü -yayılma ya da daralma- oranının yönetilmesi,

3. Farklılaşma süreçleriyle koşut bir biçimde dilin planlanmış amaçlara ulaşımını sağlayacak araçların geliştirilmesi ve yeniden örgütlendirilerek yönetilmesi,

4. Dilin çeşitli yaşam alanlarında değişen ve gelişen koşullara koşut bir biçimde uyumsal kabiliyetinin yükseltilmesi (anlamsal, kavramsal ve sözcüksel gereksinimlerin karşılanması).


Dil Planlaması

Güç ilişkileri bağlamında dillerin konum, saygınlık ve işlevsellikleri büyük bir ölçüde düzenin seçkinleri, nüfuzlular, karşı-seçkinler, seçkin olmayan siyasi uygulayıcılar tarafından hazırlanan ‘dil planlaması’ çalışmalarının işe vurukluk ve uygulamadaki başarı oranı ile orantılı olduğu düşünülebilir.


Baldauf ve Kaplan’a (1997: 3) göre “dil planlaması; düşünceler, yasalar ve düzenlemeler (dil politikası) toplusudur, bir ya da daha fazla topluluk içinde bir dilin kullanımında planlanan bir değişimi oluşturmak (ya da bir değişimi durdurmak) amacıyla kuralları, inançları ve pratikleri değiştirir. … En basit anlamıyla dil planlaması, bir nedenle birinin bir topluluğun dilsel davranışını değiştirme girişimidir.”


Cooper (1989: 45) dil planlamasını, “dil kodlarının edinimi, yapısı, ya da işlevsel dağıtımı bakımından diğerlerinin davranışını etkilemek için tasarlanmış çabalardır” diye tanımlar.


Cobarrubias (1983: 63) ise dil planlamasında ‘karar vericileri’ güdüleyen kimi ‘dil ideolojileri’ni aşadaki gibi kategorilendirir:

1.     dilsel asimilasyon

2.     dilsel çoğulculuk

3.     yerelleştirme/bölgeselleştirme (örneğin İbranice’nin İsrail’de yerleştirilmesi)

4.     uluslararasılaştırma


Cobarrubias’ın yaptığı kategorileştirme ve kullandığı kavramların kimi durumları açıklamada yetersiz kaldığı söylenebilir. ‘Dilsel asimilasyon’ kavramının; değişik toplumsal ilişki ve etkileşim alanlarında bastırılan hedef dile yönelik uygulanan değişik hukuki yaptırım ve yasaların değişik şiddet oranlarını belirgin ve somut bir biçimde açıklayabilmesi kuşkuyla karşılanabilir. Toplumsal ilişki ve etkileşim alanlarının belirli bir kısmında -örneğin resmi ilişkilerde- kullanımı tümüyle ‘yasaklanmış’ bir dile karşı uygulanan şiddetin oranı söz konusu alanlara ilişkin, ‘asimilasyon’ kavramı ile değil ‘dil kırımı’ kavramı ile daha belirgin ve somut bir biçimde açıklanabilir. Aynı eleştiri kimi durumlarda ‘dilsel çoğulculuk’ kavramı için de geçerli olabilir.


Politik otoritelerin dil politikaları ile ilgili aşağıdaki örnekler verilebilir (Cobarrubias, 1983: 71):

·        bir dili öldürme girişimi

·        bir dilin ölmesine izin verme

·        desteklenmeyen biraradalık

·        resmi dil olarak benimseme


Dil Planlamasının Amaçları

Dilin yapısal-işlevsel özelliklerini geliştirmek, uyumsal kabiliyetini yükseltmek, nicelik olarak kapsama alanını korumak ya da genişletmek ve varlıksal şeyler ve süreçleri anlamayı, algılamayı ve adlandırmayı sağlamak için uygun sözcük ve kavram geliştirmek dil planlamalarının temel amaçları olarak düşünülebilir.


Baldauf ve Kaplan’ın (1997: 82) yaptıkları çalışmada dil planlamasının amaçları aşağıdaki maddeler biçiminde verilmektedir:

·        dili sadeleştirme

·        dili yeniden biçimlendirme

·        dilin yayılması

·        dili yeniden canlandırma

·        dili standartlaştırma

·        sözcüksel çağcıllaştırma/geliştirme

·        biçemsel basitleştirme

·        dili sürdürme/koruma

·        terminolojik birleştirme/birlik

·        dillerarası iletişim

·        yardımcı kod (auxiliary code) standartlaştırması


Aşağıda Baldauf’un (2004: 8) düzeyler ve farkındalık bakımından dil planlama amaçları için geliştirdiği tabloda dil planlamasının amaçları değişik bağlamlarıyla özetlenmiş biçimde verilmektedir:

 

Amaçlara Yaklaşımlar

1. Politik Planlama (biçim üzerine)

Amaçlar

2. Geliştirme/işleme Planlaması (işlev üzerine)

Amaçlar

Verim Arttırıcı Amaçlar

1. Konum Planlaması

(dil ile ilgili)

 

 

 

Konum Standartlaştırması

·        Resmileştirme

·        Ulusallaştırma

·        Yasaklama

 

Konum Planlaması

Canlandırma

·        Yenileme

·        Yeniden Canlandırma

·        Ters Döndürme

Sürdürme/Bakım

Dillerarası İletişim

·        Uluslar arası

·        Ulus içi

Yayma

2. Bütünce/Gövde Planlaması

(toplum ile ilgili)

 

 

Standartlaştırma

Bütünce/Gövde

·        Grafikleştirme

·        Gramatikleştirme

·        Sözcükleştirme

Yardımcı Kod

·        Grafikleştirme

·        Gramatikleştirme

·        Sözcükleştirme

Bütünce/Gövde İşleme

Sözcüksel Çağcıllaştırma

Biçemsel Çağcıllaştırma

Yenileme

·        Arındırma

·        Yeniden Biçimlendirme

·        Biçemsel Sadeleştirme

·        Terminolojik Birlik

Uluslararasılaştırma

3. Eğitimde Dil Planlaması

(öğrenme ile ilgili)

 

Siyaset Geliştirme

·        Giriş/Erişim Politikası

·        Çalışan Kadro Politikası

·        Müfredat Politikası

·        Yöntemler ve Gereçler Politikası

·        Kaynak Politikası

·        Topluluk Politikası

·        Değerlendirme Politikası

Edinim Planlaması

Yeniden Edinim

Sürdürme/Bakım

Yabancı - İkinci Dil

Değişim

 

Algısal Amaç

4. Saygınlık Planlaması

(kanaat ile ilgili)

 

Dil Teşviki

·        Resmi/Yönetim

·        Kurumsal

·        Baskı Grubu

·        Birey

Entelektüelleştirme

·        Bilim Dili

·        Meslek Dili

·        Başat Kültürün Dili

·        Diplomasi Dili


Dil Planlama Çeşitleri

1. Konum Planlaması (status planning)

Baldauf ve Kaplan’ın (1997: 30) ifade ettiği gibi “… [dil] planlama süreci, daima bir konum planlama kararı ile başlar. … Konum planlaması, temel olarak toplumsal sorun ve kaygıları yansıtan ve bu nedenle de planlanan dil(ler)e dışsal olan dil planlama görünümleri biçiminde tanımlanabilir.” Dil seçimi ve dil uygulaması ise konum ile ilgili iki temel konuyu oluşturur.


Ferguson’a (2006: 20) göre konum planlaması, “dil(ler)in toplumdaki işlevlerini ifade eder ve genellikle dillerin farklı alanlarda (örneğin yönetim ve eğitim gibi alanlarda) resmi rollerinin dağıtımını içerir. Kaçınılmaz olarak bu dağıtım kararları -başka bir deyişle konum planlaması-, dillerin konumunu yükseltir ya da alçaltır.”


Dilin konumu; dilin saygınlığı ve işlevselliği ile (her ne kadar birbiriyle iç içe geçmiş olsalar bile) aynı türden işlenme mekanizmaları süreçlerine tabi tutulmadığı için aynı anlam ve işlevleri ifade etmezler. Herhangi bir dil ile ilgili söz konusu kavramlar arasındaki mahiyet farkını ortaya çıkaran temel etkenlerden biri, dillerin konumunu, saygınlığını ve dilsel işlevini belirleyen karar verici kesimlerdir. Bu bağlamda bir dilin saygınlığı, büyük bir ölçüde kullanıcılarının algısal tavır ve davranışları tarafından belirlenirken; aynı dilin konumu, büyük bir ölçüde politik güç odakları tarafından belirlenir. Kimi durumlarda bir dilin konumu; saygınlık ve işlevsellik durumuna bağlı olmadan diğer diller karşısındaki konumunu yansıtır.


1968’de Heinz Kloss ve William Stewart bir dilin konumunu belirleyen aşağıda verilen dört nitelikkonusunda aynı görüşü ileri sürmüşlerdir (Kloss ve Stewart’dan aktaran: Yataco, 2009: 20-24):

1. Dilin kökeni: verili bir dilin, yerel mi olduğu yoksa dışarıdan mı ithal edildiği.

2. Standartlaştırma düzeyi: ‘doğru’ kullanımı tanımlayan resmi normlar toplusunun geliştirilme ölçüsü.

3. Yasal konum:

·        Tek resmi dil: (örneğin Fransa’da Fransızca; İran’da Farsça)

·        Ortak resmi dil: (örneğin Güney Afrika’da İngilizce ve Afrikanca; İsviçre’de Fransızca, Almanca, İtalyanca ve Romanşça)

·        Bölgesel resmi dil: (örneğin Nijerya’da İgbo; Hindistan’ın Maharastra bölgesinde Marathi)

·        Teşvik edilen dil: ulusal ya da bölgesel düzeyde resmi konumda bulunmasa da kimi otoriteler tarafından teşvik edilir ve bazen özel işlevler için kullanılır (örneğin Yeni Meksika’da İspanyolca; Kamerun’da Batı Afrika Karma İngilizce)

·        Hoş görülen dil: ne teşvik edilir, ne de yasaklanır; tanınır ama önemsenmez (örneğin Amerika Birleşik Devletler’inde Yerli Amerikan dilleri)

·        Yasaklanmış dil: resmi yaptırım ve kısıtlamayla korkutulur/vazgeçmeye zorlanır (örneğin Bulgaristan Halk Cumhuriyeti döneminde Türkçe; İspanya’da Franko rejimi sırasında Bask dili ve Katalanca; Yunanistan’da Makedonca)

4. Canlılık: bir dilin kullanıcılarının oranı.


Çok dilli bir nüfus yapısını yöneten siyasi otoriteler tarafından egemen oldukları coğrafyalarda/ülkelerde tek bir dilin resmi dil konumuna getirilmesi, söz konusu dilin diğer dillere karşı konumunun yükseltilmesi ve saygınlığının arttırılması anlamına gelebilir. Bu bağlamda çoğu zaman amaç, resmileşme olanakları kısıtlanmış dillerin süreğenliğini sağlayacak koşulların ortadan kaldırılması olabilir.


Kimi durumlarda Kloss ve Stewart’ın kategorileştirip kavramsallaştırdıkları konum belirleyici nitelikler, yeterince uygun açıklayıcı ayrımlar olmayabilir. Örneğin bastırılan hedef dil, yasal konumu açısından hem ‘hor görülen’ (resmi olmayan ilişkilerde) hem de ‘yasaklanmış’ (resmi ilişkilerde) dil olarak siyasi otorite tarafından konumlandırılmış olabilir. İran’da Türkçenin konumu söz konusu durum için uygun bir örnek olarak gösterilebilir. Bu yazıda, Kloss ve Stewart’ın kategorileştirdiği dilin konumunu belirleyen niteliklere ek olarak “hor görülen dil” kategorisi önerilmektedir. Hor görülen dil ne teşvik edilir, ne yasaklanır, ne önemsenir, ne de varlığı hukuken tanınır.


2. Bütünce Planlaması (corpus planning)

Bütünce planlaması, bir dilin biçimlerine müdahale ve dilin yapısını değiştirme/inşa etmeyle ilgilidir. Genelde yöneticiler ve politikacılar tarafından yürütülen konum planlamasının tersine; bütünce planlaması genellikle dil uzmanları ve planlamacıları tarafından yapılır.


Ferguson’a (2006: 20-21) göre bütünce planlaması “dilin biçimini, kodun kendisini ifade eder ve bu kod içindeki değişimleri düzenlemeye çalışır.” Bu kod içinde grafikleştirme (yazı/yazma sistemlerini geliştirme), standartlaştırma ve çağcıllaştırma temel önemdedir.


Vikor, bütünce planlamasını biçimlendiren ilkeleri aşağıdaki gibi dört temel kategori altında sıralar (Vikor’dan aktaran: Baldauf ve Kaplan, 1997: 38):

·        Dil içi ilkeler(sesbirimsellik, biçimbirimsellik, sadelik, kökenbilim, değişmezlik ve sabitlik),

·        Diğer dillere yönelik davranışlarla ilgili ilkeler(uzlaşma ya da uyum, tepki [dilde sadelik]),

·        Dil ve kullanıcıları arasındaki ilişkiyle ilgili ilkeler(çoğunluk, özgürlükçülük, saygınlık, karşı-saygınlık, kullanım, estetikçilik, ussallık),

·        Toplumsal ideolojilerden türetilen ilkeler(milliyetçilik, liberalizm, gelenekçilik, demokrasi/eşitlikçilik, modernlik, otorite).


3. Edinim Planlaması (acquisition planning)

Edinim planlaması; yerel ya da merkezi yönetim birimlerinin bölgesel ya da ülke çapında işlev gören dil(ler)in görünümlerini (örneğin eğitim aracılığıyla dilin konumu, dağıtımı ve yazın gibi) etkilemeyi amaçlayan bir dil planlama çeşididir. Devlet dışı örgütler tarafından da yapılabilir olan edinim planlaması, genellikle devlet tarafından gerçekleştirilen bir dil planlamasıdır. Örneğin bir devlet, bir dilin konumunu ve saygınlığını değiştirmeyi planladıysa/amaçladıysa bununla ilgili yasal düzenlemeler yapabilir, ders kitaplarını sadece bu dilde yazdırıp bastırabilir. Eğitim bakanlığı ya da eğitim alanlarında devleti temsil eden birimler ulusal ve yerel çaplarda dil edinimi kararlarını oluştururlar.


Edinim planlaması (ya da eğitimde dil planlaması), bir dilin konuşanlarının/kullanıcılarının sayısını arttırmaya yönelik bir planlama çeşididir ve aşağıdaki dört politik konuyla bağlantılıdır (Ferguson, 2006: 34):

- Eğitim sisteminin çeşitli düzeyleri (ilk, orta, yüksek) için öğretme aracının seçimi.

- Eğitim sürecinde anadilin rolü.

- Eğitimde müfredat konusu olarak ikinci/yabancı dillerin seçimi aşağıdaki konularda karara varılmasıyla verilir:

1. söz konusu dillerin müfredata ne zaman gireceği,

2. yabancı dil öğreniminin kimin için ve ne kadar süre zorunlu olacağı,

3. okul nüfusunun ne kadarının ikinci/yabancı dil eğitimine tabi tutulacağı.

- İngilizce ve diğer birkaç çok-merkezli dil örneğinde, ne tür bir dilin, öğretme amaçları için bir model (ya da norm) olarak hizmet görebileceği.


4. Saygınlık ve Toplumsal Kanaat Planlaması (prestige and image planning)

Güç ilişkileri bağlamında saygınlık ve görünüm planlaması, konum planlaması sürecinde geçerli sayılan karar alma mekanizmalarından farklılık gösterir. Neredeyse tek yönlü -yönetenlerden yönetilenlere doğru- bir güç ilişkisi mekanizmasıyla çalışan konum planlaması sürecinden farklı olarak saygınlık ve görünüm planlaması en az iki yönlü bir güç ilişkisi (yönetişim) mekanizmasıyla çalışır. Konum planlamasında daha çok yöneticiler belirleyici rol oynarken saygınlık ve görünüm planlamasında temel belirleyici rol hedef dili kullananların/yönetilenlerin üzerine düşer. Çünkü hedef dilin saygınlık ve görünümünün planlandığı gibi algılanması için kullanıcı nüfusun olumlu değerlendirme ve desteği şarttır.


1990’lardan beri dil planlama çeşitleri arasına giren saygınlık planlamasının başarısı özellikle ekonomik ilişkiler bağlamında gelir ve tüketim düzeyi, bilim ve üniversite dili olma, sanat ve edebiyat etkinlikleri, başat kültürün dili olma, uluslar arası ilişkilerdeki kullanım değeri vb. gibi dil dışı değişkenlerle belirlenir. “Dil, genellikle toplumdilbilimciler tarafından kimliğin bir belirtkesi (emblem) olarak algılanır. Belli bir dilin sahiplerinin toplumsal-ekonomik konumu, dilin kendisinin saygınlık ve görünümünü gösterir ve böylece, dilin konuşucularına toplumsal-ekonomik markalar sunduğu görüldüğünde dil seçimine ilişkin insanların algılarını etkiler” (Zhao ve Liu, 2007: 114).


Dil Planlama Sürecinin Bağlam ve Öğeleri

Toplumsal-kültürel gerçeklik ortamında dilin kullanıldığı her alanda dilsel değişim süreçlerinin, dil dışı etkenlerin -özellikle siyaset, eğitim, aile, iletişim, hukuk, din, sanat, bilim vs.- etkileşim ve gelişim süreçlerinden bağımsız olarak geliştiği düşünülemez. ‘Bilişim toplumu’ nitelemesi ile anılan ve ‘ağ toplulukları’nın yaygınlaştığı günümüz koşullarında dilin, siyasi otorite ve güç odaklarının denetim mekanizmalarının kapsamı dışında tutulduğu söylenemez. Dolayısıyla dillerin kullanıldığı toplumsal-kültürel alanlar güç ilişkilerinin birer parçasını ve güç odaklarının savaş meydanlarını oluşturmaktadır.


Kaynakların, özellikle de insan kaynaklarının yönetimi güç odaklarının sorunsallaştırdıkları konuların başında gelmektedir. Dil planlama süreçleri, insan kaynaklarını denetleme ve yönetme süreçlerinden bağımsız olmadığından, karmaşık bir ilişki ve etkileşim süreçleri ağını içerir. Baldauf ve Kaplan, ulus-devletleri kapsayan küresel güçler ve ulus-devletlerin egemenlik hudutları içinde kapsanan yerel güç odaklarının etkilerini göz ardı ederek sadece ulus-devletlerin dil ile ilgili milli kaynakların yönetim ve planlamasını aşağıda verilen model çerçevesinde özetlemişlerdir. Baldauf ve Kaplan’ın (1997: 6) modeli:


Haugen’in (1983: 275) yenilediği ve eklemeler yaptığı dil planlama modelinin bağlamları -dil, toplum, biçim ve işlev- ise aşağıdaki gibidir:

 

BİÇİM

(politik planlama)

İŞLEV

(dili geliştirme)

TOPLUM

(konum planlama)

1. Seçme (karar süreçleri)

a.     sorunu belirleme/tanımlama

b.     normların bölüşümü

3. Uygulama (eğitimsel yayılma)

a.     düzeltme işlemleri

b.     değerlendirme

DİL

(külliyat/ bütünce planlama)

2.Kodlama (standartlaştırma süreçleri)

a.     grafikleştirme (graphisation)

b.     dilbilgisel kurallaştırma (grammatication)

c.      kelimeleştirme (lexication)

4. İnceden inceye ayrıntılandırma (işlevsel gelişme)

a.     terminolojik ilerletme/geliştirme

b.     biçimsel gelişme

c.      uluslar-arasılaştırma

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Özetle, dil varlığının sürdürülmesi ya da sürdürülemezliğini ve geliştirilmesi ya da geliştirilemezliğini etkileyen tüm dil içi ve dil dışı değişkenler dil planlamasının bağlam ve öğelerini oluştururlar.


Dil Planlamasının Bileşenleri

Dil planlama süreçleri; makro düzeyde ilgili kurum, orta düzeyde kuruluş ve mikro düzeyde uzman kadrolar arasında karmaşık bir etkileşim ve karar alma mekanizmasına bağlı çalıştığı için çok boyutlu, çok katmanlı ve çok değişkenli bir etkinlikler dizisini içerir. Siyaset, eğitim, din, sanat, bilim, ekonomi, iletişim, hukuk, güvenlik, aile vb. gibi temel kurumsal ilişki ve etkileşim ağlarını kapsayan dil planlama süreçlerinin, aynı zamanda karmaşık bir güç ilişkileri akışında dolaştığı görülmektedir.


Uygulama gücüne sahip kurumsallaşmış örgütlerin etkili oldukları alanlar kapsamında -uluslar arası örgütler, devletler, devlet içi yerel yönetimler, dini, ideolojik, etnik vb. temelli örgütlerde vs.- karar alma mekanizmalarını etkileyen güç odakları, hedeflenen dili kullanan topluma/topluluğa mensup kişiler, söz konusu topluma/topluluğa mensup kişilerin değiştirilmek istenen duygu, düşünce ve davranış biçimleri, öngörülmüş etki ve tepkiler, belirlenmiş amaçlar, belirlenmiş amaçlara ulaşımı sağlayacak araçlar ve koşullar dil planlama sürecinin çalışma mekanizmalarını etkileyen belli başlı bileşenler olarak düşünülebilir.


Cooper (1989: 98), dil planlamasının bileşenlerini aşağıdaki gibi açıklar:

I           Hangi eyleyiciler (örneğin resmi seçkinler, nüfuzlular, karşı-seçkinler, seçkin-olmayan politika uygulayıcıları)

II          Hangi davranışları etkilemek için

A.    planlanmış davranışın yapısal (dilsel) özellikleri (örneğin homojenlik, benzerlik)

B.    planlanmış davranışın alıştırılması için amaçlar/işlevler

C.    arzulanan benimsenme düzeyi (farkındalık, değerlendirme, yeterlilik, kullanım)

III         Hangi hedef kitlesi

A.     hedef türü (örneğin bireyler, örgütler, birincil gruplar, aracılar)

B.     planlanmış davranışı öğrenmek için hedefin imkanı

C.    planlanmış davranışı öğrenmek/kullanmak için hedefin teşvikleri

D.    planlanmış davranışı reddetmek için hedefin teşvikleri

IV        Hangi amaçlar için

A.     açık (dile ilişkin davranışlar)

B.     gizli (dil-olmayana ilişkin davranışlar, çıkarların tatmin edilmesi)

V         Hangi koşullar altında

A.    durumsal (olaylar, geçici koşullar)

B.    yapısal

1.     politik

2.     ekonomik

3.     toplumsal, demografik, ekolojik

C.    kültürel

1.     rejim normları

2.     kültürel normlar

3.     otoritelerin toplumsallaştırması

D.    çevresel (sistemin dışından etkiler)

E.    bilişimsel (istendik kararların/tutumların oluşturulması için gereken veri)

VI        Hangi araçlarla (örneğin otorite, zor, teşvik, ikna)

VII       Hangi karar verme süreci içinde (karar kuralları)

A.     sorunun/amacın belirlenip tanımlanması

B.     araçların seçilip uyarlanması

VIII      Hangi etkiyle


Dil Planlamasında İşlevsel Alanlar

Dil planlamaları, bileşenlerinin kendine özgün nitelik ve niceliklerinin mahiyet ve miktarlarına göre değişik yaşam alanlarını farklı ölçülerde kapsayıp etkileyebilirler. Dolayısıyla dil planlama projelerinin politik mahiyeti, coğrafik ve demografik kapsamı ve odaklandıkları kurumsal alanlar farklılık gösterir.


Misal olarak bir dilin örgün eğitim dili işlevi görmesini engelleyen bir kararın etki odağı; -söz konusu dili kullananların ticari ilişkilerini etkilemekten ziyade- hedef grubun örgün eğitimde kullandığı dilin işlevselliğini ortadan kaldırıp kullanım alanını daraltmak ve politik kararla dayatılan başat dilin işlevselliğini yaymaktır.


William Stewart dil planlamasında 10 işlevsel alan belirler (Stewart’dan aktaran: Yataco, 2009: 32-33):

1. Resmi: Resmi bir dil, devlet sınırları içinde politik ve kültürel açıdan temsil edilen amaçlar olarak işlev görür. Genellikle bir dilin resmi işlevi, bir anayasayla açıkça belirtilir.

2. Yöresel: Yöresel bir dil bir ulustan/devletten daha küçük bir coğrafi alan (taşra, yöre) için resmi bir dil olarak işlev görür (örneğin Kubek’te Fransızca).

3. Yaygın iletişim: Yaygın iletişim dili, resmi ya da yöresel olabilir; ama daha da önemlisi bir ulus/devlet içindeki dil hudutlarını aşan bir iletişim aracı olarak işlev görür (örneğin Hindistan’da Hintçe; Doğu Afrika’da Savahili dili).

4. Uluslararası: Uluslararası bir dil, ulus-devlet hudutlarının ötesine geçen bir iletişim aracı olarak işlev görür (örneğin İngilizce).

5. Başkent: Bir başkent dili, bir başkentte ya da çevresinde seçkin bir dil olarak işlev görür (örneğin Brüksel’de Almanca ve Fransızca).

6. Grup: Bir grup dili, tek bir kültürel ya da etnik grubun mensupları arasında geleneksel bir dil olarak işlev görür (örneğin Yahudiler arasında İbranice).

7. Eğitim: Bir eğitim dili, bölgesel ya da ulusal çapta ilk ve orta öğrenimde bir eğitim aracı olarak işlev görür (örneğin eski Batı Pakistan’da Urdu dili; eski Doğu Pakistan’da Bengal dili).

8. Okul konusu: Okul konusu dil, ortaöğrenimde ya da yüksek eğitimde öğretilen bir dildir (örneğin Türk okullarında Osmanlıca; İngiliz okullarında Latince ve Eski Yunanca).

9. Yazın: Bir yazın dili, yazınsal ya da bilimsel amaçlar için bir dil olarak işlev görür (Osmanlıca, Eski Yunanca).

10. Din: Bir din dili, belli bir dinin ritüel amaçları için bir dil olarak işlev görür (örneğin Kuran’ın okunması için Arapça; Roma Katolik Kilisesinde ayin için Latince).


Sonuç

Dillerarası etkileşim süreçleri, kültürlerarası etkileşim süreçlerinin bir parçasını oluşturduğu için dil-içi ve dil-dışı çeşitli ve karmaşık kurumsal ilişki ve etkileşim ağlarını kapsayan değişik değişkenler arası bir etkileşim süreci olarak düşünülebilir. Söz konusu değişkenler -ekonomi, eğitim, bilim, teknoloji, sanat, felsefe, hukuk, diplomasi, sağlık, din, dil, siyaset vb. gibi alanlarda toplam üretim ve tüketim miktarının verimlilik oranları- bir kültürün ya da bir dilin besleşim kanallarını oluşturur. Bu bağlamda dillerarası etkileşim süreçlerinde dillerin etkileme ve etkilenme oranlarının büyük bir ölçüde söz konusu besleşim kanallarının etkin zenginlik miktarına bağlı olduğu söylenebilir.


Kaynakların yönetimi; makro düzlemde kültürler, orta düzlemde değişik örgütlenme biçimleri ve mikro düzlemde kişiler arası ilişki ve etkileşim süreçlerinin temel sorununu ve belirleyici etkenini oluşturduğundan güç ilişkilerinin yönetildiği temel kurumlardan biri olan siyaset kurumunun söz konusu sorunların çözümü ile ilgili belirleyici rolü son derece önemdir. İnsan kaynakları kapsamında ele alınan dil, çok yönlü besleşim ve yönetişim süreçlerinden bağımsız tutulamaz.


İnsanın yarattığı kültürün değişik boyutlarını -düşünce, ideoloji, normlar, teknoloji ve madde- besleyen besinler aynı zamanda dili de beslerler. Besleşim kanalları yoksullaşan kültürlerin ya da dillerin diğer kültürlerle ya da dillerle girdikleri etkileşim sürecinde etkileme oranlarından daha çok etkilenmeleri kaçınılmazdır. Dillerarası etkileşim süreçleri serbest ve eşit fırsatlara sahip bir etkileşim akışından çıkarılıp bir veya birden çok siyasi otoritenin güdümünde planlı ve sistematik bir biçimde baskın ve bastırılmış dillerarası bir etkileşim sürecine tabi tutulabilir. Bu durumda bastırılan dil(ler)in konumu, baskın dilin konumuna göre daha alt konuma düşürülüp beslenme kaynaklarının politik karar verici birimler tarafından kısıtlandırıldığı ve dil politikalarını belirleyen değişik ideolojik yaklaşımların birine ya da birden fazlasına tabi tutulduğu söz konusu olabilir.


* Bu makale daha önce Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt 8, Sayı 3, Eylül 2011 yayınında yayınlanmıştır. Bağlantı: http://mtad.humanity.ankara.edu.tr/makale.php?id=507


Kaynakça:

BALDAUF, Richard B. ve KAPLAN, Robert B. (1997). Language Planning from Practice to Theory. Clevedon: Multilingual Matters Ltd.


BALDAUF, Richard B. (2004). “Language Planning and Policy: Recent Trends, Future Directions”. Ağ Bağlantısı: http://espace.library.uq.edu.au/eserv/UQ%3A24518/LPPCoPap1AAAL04.pdf (Erişim: 09.09.2011).


BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TEŞKİLATI. (y.k.). “Resmi Diller”. Ağ Bağlantısı: http://www.unicankara.org.tr/today/1.html (Erişim: 03.05.2011).


COBARRUBIAS, Juan. (1983). "Ethical Issues in Status Planning". Progress in Language Planning: International Perspectives. Editörler: Juan Cobarrubias ve Joshua Fishman. New York: Mouton Publishers.


COOPER, Robert L. (1989). Language Planning and Social Change. New York: Cambridge University Press.


ÇELİK, Sara. (2010). “Zihin Felsefesi Açısından Bilinç Kavramına Bir Bakış”. Felsefe Ekibi. Sayı: 14. Ağ Bağlantısı: http://www.felsefeekibi.com/dergi/s14_y13.html (Erişim: 04.05.2011).


DURAK, Mustafa. (2010). “Dilin Özellikleri”. Ağ Bağlantısı: http://www.scribd.com/doc/30928049/dilin-ozellikleri (Erişim: 03.05.2011).


FERGUSON, Gibson. (2006). Language Planning and Education. Edinburgh: Edinburgh University Press Ltd.


GÜVENÇ, Bozkurt. (1999). İnsan ve Kültür. İstanbul: Remzi Kitabevi.


HAUGEN, Einar. 1983. “The Implementation of Corpus Planning: Theory and Practice”. Progress in Language Planning: International Perspectives. Sf: 269-289. Editörler: J. Cobarrubias and J. A. Fishman. Berlin: Mouton.


HEIDEGGER, Martin. (y.k.). “Letter on ‘Humanism’”. Almanca’dan İngilizce’ye Çeviren: Miles Groth. Ağ Bağlantısı: http://www.wagner.edu/departments/psychology/sites/wagner.edu.departments.psychology/files/download/Martin%20Heidegger-%20Letter%20On%20%27Humanism%27.pdf (Erişim: 29.04.2011).


YATACO, Miryam. (2009). “Endangered Languages, Language Planning Theory, Defense of the Mother Tongue”. Ağ Bağlantısı: http://www.linguistic-rights.org/miryam-yataco/Language_Planning_Miryam_Yataco.pdf(Erişim: 09.09.2011).


ZHAO, Shouhui ve LIU, Yongbing. (2007). “Home Language Shift and Its Implications for Language Planning in Singapore: From the Perspective of Prestige Planning”. The Asia Pacific-Education Researcher. Cilt: 16, No: 2. Ağ Bağlantısı: http://ejournals.ph/index.php?journal=TAPER&page=article&op=view&path[]=82&path[]=196  (Erişim: 09.09.2011).

YORUMLAR (0)

BENZER QONULAR (4)

tümü ›