Herkes ve Her Kesim Üçün Bir Varolma Uzamının Olasılığı

Yazar: Artum DİNC

Bu qısa yazının hem Azerbaycan hem de Türkiye Türkcesi’nde yazılmış biçimlerini bu bağlantıda oxuyabilersiniz.


Yazının Azerbaycan Türkcesi:

İctimai ve fiziki mühitin özellikleri ile qarşılıqlı étkileşim içinde duyğu, düşünce ve davranışsal olaraq techiz édilmiş bilincli éyleyen ferdlerin şexsiyetleri, bezi génétik özellikler daşımaqla birlikde, daha çox ictimaileşme süreci vesilesi ile biçimlener. Birer ictimai failler olaraq şexsler, çévrelerindeki olub bitenleri duyub alqılayabildikleri ve onlardan étkilendikleri ölçüde “üzülme ve sévinme”, “sévme ve nefret étme” kimin duyğusal süreclere girerler. Çévresel uyarıcılara qarşı, “inandıqları doğrular” çerçivesinde tepkilerini ortaya qoyarlar. Dolayısıyla ferqli toplumsallaşma sürecleri deўişik şexsiyetler oluşdurar.


Dini, felsefi, siyasi, iqtisadi, huquqi, ailevi, coğrafi, tarixi, dilsel, bedii vb. kimin qurumsal sürec ve şertlerde; deўişik étkileşim tecrübeleri ve kültürlenme sürecleri yaşamış şexsler, éyni olaya qarşı ferqli tepki qalıbları gösterebilerler. Güc ilişkileri (qudret rabiteleri) esasında oluşan söz qonusu tepki qalıbları; “kültürel deўerler sistemi”, “toplumsal ilişkiler yapısı” ve “éyleyiciler” arasındakı qarmaşıq bir ilişki ve étkileşim mékanizmasına dayanmaqdadır. Yapılan bu ayrım analitikdir ve adı géçen üç birimin (vahidin) iç-içeliўi gerçeklikde birbirinden ayrılabilmez. Toplumsalı (ictimaiyeti) oluşduran çéşitli birimler arasındakı “reqabet ve işbirliўi”, “qarşıdlıq ve uyarlanma”, “çatışma ve asimilasyon” kimin ferqli étkileşim sürecleri, söz qonusu qarmaşıq mékanizmanın işleyiş terzini belli bir açıdan açıqlamaqdadır.


Günümüzde insanlar doğulduqları andan étibaren, deўişik meselelerle dolu bir gerçeklik ortamına göz açmaqdadırlar. Aclıq, yoxsulluq, sömürü (istismar), işsizlik, hebs édilme, işkence, tecavüz, ayrımçılıq, asimilasyon, savaş, évsizlik, qıtlıq, zelzele, sel, xestelik vb. kimi éyni (objéktiv) gerçekliklerin yanısıra; mutsuzluq (xoşnudsuzluq), edaletsizlik, azadlıq, gözellik, yaxşılıq vb. kimi zéhni (sübjéktiv) alqısal (idraki) qavramlar, bilincli insanın önüne çıxabilecek, uğraşması gereken sorunlardan bezileridir. Bu mühiti –toplumsal ve fiziksel– uyarıcılar arasında; bir yandan en çox tehdid ve qorxu qaynağı oluşdurduğu alqılanan şéyler en çox qaçınılan, obir yandan en çox hezz ve zövq qaynağı oluşdurduğu alqılanan şeyler ise doğal ve normal olaraq en çox yaxınlaşılanlar olmaqdadır.


Bugün dünyanın birçox yérinde insanlar; deўişik kültürel, étniki, dini, sinfi ve cinsiyet mensubiyetleri ya da kimlikleri sebebiyle zorakılığa, basqıya ve ayrımçılığa meruz qalmaqdadır. Günümüz şertlerinde basqı ve ayrımçılıqlara qarşı étkili direnmenin bedelleri artsa da, basqı ve boyun eўdirmeye qarşı sessiz qalmağı reddéden kesimler bir şekilde öz direnclerini ortaya qoyabilmiş ve qoymaqdadırlar da. Gösterilen bu direnc ancaq ve ancaq “insan olma”nın gereўini yérine getirmek ve haqqını qorumaqdır.


Herkesin ve her kesimin beraber haq ve hürriyyetlere sahib olması, “insan olma”nın gerek qoşulu (lazimi şerti) iken, bu haq ve hürriyyetleri ezdirib taptalatmamaq ise “insan olma”nın yéter qoşulu (kifayet şerti) sayılar. Yoxsa hökméden qonumuna kéçilerse “quldar”, boyun eўen qonumuna gelinerse “qul” durumuna düşüler. “İnsani olmayan” bu iki durumda ortaya çıxan sorunsalla ne édilebiler? Ya bir başa bu durumun sürdürülmesine qatqı sağlanar ya da sessiz qalınaraq géne de sistém beslener veya durum ifşa édilib ona qarşı çıxılar. Dolayısıyla sonucda “qulluq”, “quldarlıq” ve “insan olma” -hümanizm bağlamında déўil- qonumlarından biri séçiler.


Qulluqla quldarlıq arasındaki qonum deўişdirme ya da bu iki qonumdan birine tutunma çabaları; böyük bir ölçüde “katégorik ayrımları”, “bağlılıqları” ve “mülkiyeti” qutsayan (müqeddesleşdiren) ve meşrulaşdıran öўretilerin sunduğu “mütleq doğrular”a qurban gétmelerin sonucunda ortaya çıxmaz mı? Bu “kor güc istenci” uğruna tikilen zindanlar -zéhinsel ya da fiziksel ferq étmez-, gönderilen sürgünler, basdırılan direncler, meşrulaşdırılan üstünlük ve aşağılıqlar, dayadılan doğrular ve axıdılan qanlar niye?


Sorğulama Zamanı Düşünce Topluluğu sinife, etnisiteye, dine ve cinsiyete dayalı her növ edaletsizlik, ayrımçılıq, istismar, insan haqları ixlalı, yoxsullaşdırma, doğal çévre yıxımları vb. kimi éyni (objéktiv) meselelerle birlikde, edalet, haqqaniyet, özgürlük, ötekileşdirme vb. kimi zéhni meselelere dayir: ortaya qoyulabilecek olası çözüm (hell) imkanlarını disiplinler arası mütalieler esasında, bilimsel ve gerçekçi bir biçimde araşdırmağı amaclamaqdadır. Topluluq bu amacla; ferqliliўi ve ferqli olmağı, néce çatışmanın ve yox étmenin sebebi olmaqdan çıxarıb qarşılıqlı menfeetler esasına oturtmanın yollarını axtarmağı düşünmekdedir.


Bu bağlamda:

-- söylemsel çerçivelerin ve idéolojik görüş ayrılıqlarının oluşdurduğu düşünsel mehdudiyet ve engellerin (-çi/-çiliklerin veya -ist/-izmlerin) ötesinde,

-- çox yönlü bir baxış açısı ve gerçekçi bir yanaşım esasında, çéşidli yaşam saheleri ve terzlerine aid meselelerin teşxisi, tesbiti, tanımlanması ve çözümlenmesi,

-- esas meseleleri tanıma ve tanıtma amacını güden, bilgi qaynaqları ve altérnatif médya imkanlarını çéşidlendirme,

-- qavramsal çerçiveleri yéniden ele alıb deўişik yaşam sahelerine dair ön qebul ve yarqıların yéniden sorğulanmasına imkan sağlama,

-- mövcud sorunların çözümü doğrultusunda, yapıcı (qurucu) projeler gelişdirmeyi hedefleyerek intélléktual bilgi birikimine sahib aydın ve düşünürler arasında ortaq işleme ve iletişim ağıları (şebekeleri) qurma,

kimi amaclar güdülecekdir.

 

===============================================================

Yazının Türkiye Türkçesi:

Herkes ve Her Kesim İçin Bir Varolma Uzamının Olasılığı

Toplumsal ve fiziksel çevrenin özellikleri ile karşılıklı etkileşim içinde duygu, düşünce ve davranışsal olarak donanmış bilinçli eyleyen bireylerin kişilikleri, kimi genetik özellikler taşımakla birlikte, daha çok toplumsallaşma süreci aracılığı ile biçimlenir. Birer toplumsal eyleyiciler olarak kişiler, çevrelerindeki olup bitenleri duyup algılayabildikleri ve onlardan etkilendikleri ölçüde “üzülme ve sevinme”, “sevme ve nefret etme” gibi duygusal süreçlere girerler. Çevresel uyarıcılara karşı, “inandıkları doğrular” çerçevesinde tepkilerini ortaya koyarlar. Dolayısıyla farklı toplumsallaşma süreçleri değişik kişilikler oluşturur.


Dini, felsefi, siyasi, iktisadi, hukuki, ailevi, coğrafi, tarihi, dilsel, sanatsal vb. gibi kurumsal süreç ve koşullarda; değişik etkileşim deneyimleri ve kültürlenme süreçleri yaşamış kişiler, aynı olaya karşı farklı tepki kalıpları gösterebilirler. Güç ilişkileri temelinde oluşan söz konusu tepki kalıpları; “kültürel değerler sistemi”, “toplumsal ilişkiler yapısı” ve “eyleyiciler” arasındaki karmaşık ilişki ve etkileşim mekanizmalarına dayanmaktadır. Yapılan bu ayrım analitiktir ve adı geçen üç birimin iç-içeliği gerçeklikte birbirinden ayrılamaz. Toplumsalı oluşturan çeşitli birimler arasındaki “rekabet ve işbirliği”, “karşıtlık ve uyarlanma”, “çatışma ve asimilasyon” gibi farklı etkileşim süreçleri, söz konusu karmaşık mekanizmanın işleyiş tarzını kısmen de olsa dışavurmaktadır.


Günümüzde insanlar doğdukları andan itibaren, değişik sorunlarla dolu bir gerçeklik ortamına göz açmaktadırlar. Açlık, yoksulluk, sömürü, işsizlik, hapis, işkence, tecavüz, ayrımcılık, asimilasyon, savaş, evsizlik, kıtlık, deprem, sel, hastalık vb. gibi somut gerçekliklerin yanısıra; mutsuzluk, eşitsizlik, özgürlük, güzellik, iyilik vb. gibi soyut algısal kavramlar, bilinçli insanın önüne çıkabilecek uğraşması gereken sorunlardan kimileridir. Bu çevresel –toplumsal ve fiziksel– uyarıcılar arasında; bir yandan en fazla tehdit ve korku kaynağı oluşturduğu algılanan şeyler en çok kaçınılanlar, diğer yandan en fazla haz ve zevk kaynağı oluşturduğu algılanan şeyler doğal ve normal olarak en çok yaklaşılanlar olmaktadır.


Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar; değişik kültürel, etnik, dini, sınıfsal ve cinsiyet konumları ve kimlikleri nedeniyle şiddete, baskıya ve ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Günümüz koşullarında baskı ve ayrımcılıklara karşı etkili direnmenin bedelleri artsa da, baskı ve boyun eğdirmeye karşı sessiz kalmayı reddeden kesimler bir şekilde kendi dirençlerini ortaya koyabilmiş ve koymaktadırlar da. Gösterilen bu direnç ancak ve ancak “insan olma”nın gereğini yerine getirmek ve hakkını korumaktır.


Herkesin ve her kesimin eşit hak ve özgürlüklere sahip olması, “insan olma”nın gerek koşulu iken, bu hak ve özgürlükleri ezdirmemek ise “insan olma”nın yeter koşulu sayılır. Yoksa hükmeden konumuna geçilirse “efendi”, boyun eğen konumuna gelinirse “kul/köle” durumuna düşülür. “İnsani olmayan” bu iki durumda ortaya çıkan sorunsalla ne edilebilir? Ya doğrudan bu durumun sürdürülmesine katkı sağlanır ya da sessiz kalınarak gene de sistem beslenir veya durum ifşa edilip ona karşı çıkılır. Dolayısıyla sonuçta “kulluk”, “efendilik” ve “insan olma” -hümanizm bağlamında değil- konumlarından biri seçilir.


Kullukla efendilik arasındaki konum değiştirme ya da bu iki konumdan birine tutunma çabaları; büyük bir ölçüde “kategorik ayrımları”, “bağlılıkları” ve “mülkiyeti” kutsayan ve meşrulaştıran öğretilerin sunduğu “mutlak doğrular”a kurban gitmelerin sonucunda ortaya çıkmaz mı? Bu “kör güç istenci” uğruna dikilen zindanlar -zihinsel ya da fiziksel fark etmez-, gönderilen sürgünler, bastırılan dirençler, meşrulaştırılan üstünlük ve aşağılıklar, dayatılan doğrular ve akıtılan kanlar niye?


Sorgulama Zamanı Düşünce Topluluğu sınıfa, etnisiteye, dine ve cinsiyete dayalı her türlü eşitsizlik, ayrımcılık, istismar, insan hakları ihlali, yoksullaştırma, doğal çevre yıkımları vb. gibi somut sorunlarla birlikte, eşitlik, hakkaniyet, özgürlük, ötekileştirme vb. gibi soyut sorunlara dair: ortaya koyulabilecek olası çözüm olanaklarını disiplinler arası çalışmalar temelinde, bilimsel ve gerçekçi bir biçimde araştırmayı amaçlamaktadır. Topluluk bu amaçla; farklılığı ve farklı olmayı, nasıl çatışmanın ve yok etmenin nedeni olmaktan çıkarıp karşılıklı çıkarlar esasına oturtmanın yollarını aramayı düşünmektedir.


Bu bağlamda:

-- söylemsel çerçevelerin ve ideolojik görüş ayrılıklarının oluşturduğu düşünsel hudut ve engellerin (-çi/ -çiliklerin ya da -ist/ -izmlerin) ötesinde,

-- çok yönlü bir bakış açısı ve gerçekçi bir yaklaşım temelinde, çeşitli yaşam alanları ve tarzlarına ait sorunların teşhisi, tespiti, tanımlanması ve çözümlenmesi,

-- temel sorunları tanıma ve tanıtma amacını güden, bilgi kaynakları ve alternatif medya olanaklarını çeşitlendirebilme,

-- kavramsal çerçeveleri yeniden ele alıp değişik yaşam alanlarına ilişkin ön kabul ve yargıların yeniden sorgulanmasına olanak sağlama,

-- farklı düzlemlerde güç/ insan ilişkilerinde mevcut sorunların çözümü doğrultusunda, yapıcı projeler üretmeyi hedefleyerek entelektüel bilgi birikimine sahip aydın ve düşünürler arasında ortak çalışma ve iletişim ağları kurma,

gibi amaçlar güdülecektir.

http://www.sorgulamazamani.com/ sitesinden 20.11.2017 tarihinde yazdırılmıştır