Yola Çıxarken

İçtimaî ve fizikî mühitin xasiyetleri ile qarşılıqlı étkileşim içinde duyuşsal, düşünsel ve davranışsal olaraq techiz édilen, bilinclenen ve biçimlenen insan; çévresindeki olub-bitenleri alğılayabildiyi ve onlardan étkilendiyi ölçüde inciner ve seviner, xoşlanar ve nifret duyar. Mühitden gelen uyarıcılara qarşı, inandığı doğruları çerçivesinde tepkisini/reaksiyonunu ortaya qoyar. Dolayısıyla ferqli içtimaileşme sürecleri/prosesleri deyişik insan tiplerini oluşdurar. Dinî, felsefî, siyasî, iqtisadî, huquqî, ailevî, coğrafî, tarixî, dilsel, bedii/hünerî vb. kimi yapı, sürec ve şertler deyişik tiplerde kültürlenmiş insanları méydana getiren temel étken ve bileşenler olaraq insanbilimçiler terefinden belirlenmişdir.

İnsanoğlu doğulduğu andan étibaren, deyişik meselelerle dolu bir gerçeklik ortamına gözünü açmaqdadır. Aclıq, yoxsulluq, sömürü/istismar, işsizlik, hebs édilme, işkence, ayrımçılıq, asimilasyon, savaş, évsizlik, qıtlıq, zelzele, sel, xestelik vb. kimi objektiv tecrübelerle yanaşı; mutsuzluq, edaletsizlik, azadlıq, gözellik, yaxşılıq vb. kimi subjektiv alğısal/derkédilen qavramlar, bilincli insanın önüne çıxabilecek uğraşması gereken sorunlardan be’zileridir. Bu mühiti –toplumsal ve fiziksel- uyarıcılar arasında; en çox tehdid ve qorxu qaynağı oluşdurduğu alğılanan şéyler, en çox qaçınılan ve en çox hezz ve zövq qaynağı oluşdurduğu alğılanan şéyler ise, doğal ve normal olaraq en çox yaxınlaşılanlar olmaqdadır.

Bugün İran’da yaşayan Türklerin böyük bir bölümü, “mecburi Farslaşdırma politikalarını” yuxarıda adı géçen tüm tehdid ve qorxuların başında görmekdedirler. Dolayısıyla Farslaşdırma sorunu/meselesi, Azerbaycan Türklerinin milli ve kültürel kimliklerini deyişdirib dönüşdürmeyi hedeflediyine göre, onlar üçün en böyük tehdid alqısı qaynağını oluşdurmaqdadır. Öz milli kimlik ve kültürlerinin bilincinde olan, ayrımçılıq qarşıdı/ziddi feal Türkler; ağır bedellerine baxmayaraq şovénist ve ırqçı uyğulamaların başladıldığı 1925’den beri çéşidli biçimlerde, asimilasyon tehdidi ve zorlamasına qarşı tepkilerini ortaya qoymuşlar. 

Ayrımçılıq ve Farslaşdırma sürecine/prosesine qarşı çéşidli sivil yollarla tepkisini ortaya qoyan Türklerin bir parçası olaraq bizler de, şexsi mövqeyimiz étibari ile bu insanlıq ayıbı ırqçı uyğulamalara qarşı tepkimizi démokratik ve çoxulçu anlayış çerçivesinde ortaya qoymaqdan qaçınabilmezdik. Séçme haqqımızın olmadığı, kültürel ve millî kimliyimizi sürdürme haqqımızdan doğan tarixî ve insanî mesuliyet duyğusu, bu girişimin temel iteleyici gücü olmuşdur.

Sorğulama Zamanı Düşünce Topluluğu olaraq Farslaşdırma/ırqçılıq meselesi başda olmaqla; umumiyetle küresel ölçüde bütün insanlığın ve yérel ölçüde Azerbaycan Türklerinin de mücadile étdikleri işsizlik, yoxsulluq, istismar, ayrımçılıq, insan haqları ixlalı, doğal çévre meseleleri vb. kimi objektiv meselelerle birlikde, insanların nisbî olaraq rifahı, mutluluğu, edaletliliyi, azadlığı vb. kimi subjektiv meselelere dair; getirilebilen olası/möhtemel çözüm imkanlarını disiplinler arası işlemeler mahiyetinde bilimsel, terefsiz ve bağımsız bir biçimde araşdırıb ferqli kimliklere sahib kesimlerin qarşılıqlı anlayış, sayğı ve barış içinde yaşayabileceyi bir toplumsal ortamın yaranmasına qatğı sağlamağı düşünmekdeyik.

Bu bağlamda: 
• Söylemsel çerçivelerin ve idéolojik görüş ayrılıqlarının oluşdurduğu düşünsel sınırlılıq/mehdudiyet ve engelleri (…çi/çilikleri - …ist/izmleri) aşabilme, 
• Çoxulçu yaxlaşım anlayışı temelinde, çéşidli yaşam saheleri ve terzlerine aid meseleleri doğru teşxis, tesbit, tanımlama ve çözümleyebilme, 
• Temel meseleleri tanıma ve tanıtma amacını güden, bilgi qaynaqları ve altérnativ médya imkanlarını çéşidlendirebilme,
• Qavramsal çerçiveleri yéniden ele alıb deyişik yaşam sahelerine dair ön qebul ve yarğıları yéniden sorğulayan insan tipini oluşdurabilecek imkanları sağlama,
• Mövcud sorunların çözümü doğrultusunda, yapıcı/qurucu projeler gelişdirmeyi hedefleyerek entéléktüel bilgi birikimine sahib Türk aydınları, özellikle de Azerbaycan Türk aydınları arasında birlikde işleme ve iletişim ağı/şebekesi qurma kimi amaclar güdülecekdir.

21.03.2010 Miladi
(01.01.1389 Güneş İli)
Artum DİNC

Türkiye Türkçesi
Toplumsal ve fiziksel çevresinin özellikleri ile karşılıklı etkileşim içinde duygu, düşünce ve davranışsal olarak donanan, bilinçlenen ve biçimlenen insan; çevresindeki olup bitenleri algılayabildiği ve onlardan etkilendiği ölçüde incinir ve sevinir, hoşlanır ve nefret duyar. Çevresel uyarıcılara karşı, inandığı doğruları çerçevesinde tepkisini ortaya koyar. Dolayısıyla farklı toplumsallaşma süreçleri değişik insan tiplerini oluşturur. Dini, felsefi, siyasi, iktisadi, hukuki, ailevi, coğrafi, tarihi, dilsel, sanatsal vb. gibi yapı ve süreçler/koşullar değişik tiplerde kültürlenmiş insanları meydana getiren temel etken ve bileşenler olarak insan bilimcileri tarafından belirlenmiştir.

İnsanoğlu doğduğu andan itibaren, değişik sorunlarla dolu bir gerçeklik ortamına gözünü açmaktadır. Açlık, yoksulluk, sömürü, işsizlik, hapis, işkence, ayrımcılık, asimilasyon, savaş, evsizlik, kıtlık, deprem, sel, hastalık vb. gibi somut yaşantıların yanı sıra; mutsuzluk, eşitsizlik, özgürlük, güzellik, iyilik vb. gibi soyut algısal kavramlar, bilinçli insanın önüne çıkabilecek uğraşması gereken sorunlardan bazılarıdır. Bu çevresel –toplumsal ve fiziksel- uyarıcılar arasında; en fazla tehdit ve korku kaynağı oluşturduğu algılanan şeyler, en çok kaçınılan ve en fazla haz ve zevk kaynağı oluşturduğu algılanan şeyler ise, doğal ve normal olarak en çok yaklaşılanlar olmaktadır.

Bugün İran’da yaşayan Türklerin büyük bir bölümü, “zorunlu Farslaştırma politikalarını” yukarıda adı geçen tüm tehdit ve korkuların başında görmektedirler. Dolayısıyla Farslaştırma sorunu, Azerbaycan Türklerinin milli ve kültürel kimliklerini değiştirip dönüştürmeyi amaç edindiğine göre, onlar için en büyük tehdit algısı kaynağını oluşturmaktadır. Kendi milli kimlik ve kültürlerinin bilincinde olan, ayrımcılık karşıtı aktif Türkler; ağır bedellerine karşın şovenist ve ırkçı uygulamaların başlatıldığı 1925’ten beri çeşitli biçimlerde, asimilasyon tehdidi ve zorlamasına karşı tepkilerini ortaya koymuşlardır. 

Ayrımcılık ve Farslaştırma sürecine karşı çeşitli sivil yollarla tepkisini ortaya koyan Türklerin bir parçası olarak bizler de, bulunduğumuz konum itibariyle, bu insanlık dışı ırkçı uygulamalara karşı tepkimizi, demokratik ve çoğulcu anlayış çerçevesinde ortaya koymaktan kaçınamazdık. Seçme hakkımızın bulunmadığı kültürel ve milli kimliğimizi sürdürme hakkımızdan doğan tarihsel ve insani sorumluluk duygusu, bu girişimin temel itici gücü olmuştur.

Sorgulama Zamanı Düşünce Topluluğu olarak Farslaştırma/ırkçılık sorunu başta olmakla; genelde küresel çapta tüm insanlığın ve yerel çapta Azerbaycan Türklerinin de mücadele ettikleri işsizlik, yoksulluk, sömürü, ayrımcılık, insan hakları ihlali, doğal çevre sorunları vb. gibi somut sorunların yanı sıra, insanların göreli olarak refahı, mutluluğu, eşitliği, özgürlüğü vb. gibi soyut sorunlara ilişkin; getirilebilir olası çözüm olanaklarını disiplinler arası çalışmalar niteliğinde bilimsel, tarafsız ve bağımsız bir biçimde araştırıp farklı kimliklere sahip kesimlerin karşılıklı anlayış, saygı ve barış içinde yaşayabileceği bir toplumsal ortamın yaranmasına katkı sağlamayı düşünmekteyiz.

Bu bağlamda: 
• Söylemsel çerçevelerin ve ideolojik görüş ayrılıklarının oluşturduğu düşünsel sınırlılık ve engelleri (…çi/çilikleri - …ist/izmleri) aşabilme, 
• Çoğulcu yaklaşım anlayışı temelinde, çeşitli yaşam alanları ve tarzlarına ait sorunları doğru teşhis, tespit, tanımlama ve çözümleyebilme, 
• Temel sorunları tanıtma ve tanıtma amacını güden, bilgi kaynakları ve alternatif medya olanaklarını çeşitlendirebilme,
• Kavramsal çerçeveleri yeniden ele alıp değişik yaşam alanlarına ilişkin ön kabul ve yargıları yeniden sorgulayan insan tipini oluşturabilecek olanakları sağlama,
• Mevcut sorunların çözümü doğrultusunda, yapıcı projeler üretmeği hedefleyerek entelektüel bilgi birikimine sahip Türk aydınları, özellikle de Azerbaycan Türk aydınları arasında çalışma ve iletişim ağı kurma gibi amaçlar güdülecektir.

21.03.2010 Miladi 
(01.01.1389 Güneş Yılı) 

Artum DİNC